Gündem AnalizSon Yazılar

SONDAN İKİNCİ DURAK; MUSUL…

sondan-ikinci-durak-musul

“Adam” olamadığı için “madam” gibi kıvırmada “usta”laşan süfyani’nin kustuğu onca kine ve onca böğürmesine rağmen başlayan Musul operasyonu daha ilk gününde direniş cephesinin düşmanlarının hayallerini yıkmış, umutlarını hazana salmış ve yeni planlar için alfabede harf arayışına girmelerine vesile olmuştur ki bu yaşanan süreç bile Musul’un her iki cephe açısından ne kadar hayati bir önem taşıdığını ve süregelen savaşta Halep’ten sonraki en önemli menzil olduğunu ortaya koymuş durumdadır. Öyle ki Şam’da kılacağı (!) cuma hayaliyle 5 yılını çürüten süfyani, Musul’daki gelişmeler üzerine “keskin sirke küpüne zarar” misali kendi kendini yemeye, “parmaklarını ısırmaya” başlamak ve “kininden geberme” aşamasına geçmek üzeredir.

Peki nedir Musul’u bu kadar değerli kılan ve hem Direniş Cephesi’nin hem de süfyani ve avanesinin ilgi odağı haline gelmesine neden olan nedir? Neden diğer şehirler üzerinden böyle bir atışma ve çatışma yaşanmadı da Musul üzerinden yaşandı? Barzani ile Musul bağlantısı nedir ve süfyani’nin Barzani aşkı nedendir? Musul nasıl işgal edildi ve bu işgalde Barzani’nin rolü nedir? Neden büyük şeytan ABD ve onun kadim dostları tümünün dikkati Musul üzerine yoğunlaştı ve yaklaşık 3 yıldır işgal altında olan bu şehre olan ilgi neden tam da kurtarılacağı zaman arttı? Musul her iki cephe açısından da nerenin kapılarını aralamakta? Kendinden sonraki hangi gelişmelerin habercisi olmakta? Musul’u kurtarma operasyonunda ABD ve müttefikleri ile Direniş Cephesi aynı safta mıdır? Yoksa süfyani’nin elinde olan medyanın algı operasyonu mu söz konusudur? Bu sorular cevaplandığında bugün muhatap olduğumuz dezenformasyon ortadan kalkmış olacak ve sisin dağılışı gibi yolumuzu net olarak görmemizi engelleyen tahrifler ve yalanlar da kaybolup gidecektir. Böylece hak yerini bulacak, şeytanın secdesinin batıllığı ortaya konacak, yardım eli diye uzanan elin üzerinden damlayan kan gözler önüne serilecek ve perde aralanmış olacaktır.

O halde Musul mevzusunun geçmişine bakarak yukarıdaki sorulara cevap aramaya başlayalım. Belli bir yaşın üstündekiler büyük şeytanın 1991 yılındaki “Körfez” harekatını hatırlarlar muhakkak. İşte bugün Kuzey Irak diye nitelendirilen ve ısrarla Irak’ın bir parçası değilmiş gibi lanse edilen ve ara ara bağımsızlık çıkışları ile gündeme gelen bölgenin temelleri asıl olarak o harekatta atılmış, Saddam’ın büyük şeytan’a en büyük hizmetlerinden biri olarak tarihe geçmiştir. Bu harekat sonucunda büyük şeytan, süfyani’yi yetiştiren sistemin de yardımıyla o bölgeye “çekiç güç” namında askerlerini yerleştirmiş, o bölgenin hemen yanıbaşında onunla birleştirmek için daha önceden bahsi geçen sistemin de yardımıyla ifsad etmeye başladığı toprak parçası ile Kuzey Irak’ı güya bir milletin hatırına o topraklardaki diğer milletlerden ayırma işine girişmiştir. Bunu gerçekleştirmek için Barzani’nin adamlarını kendi adalarına götürüp eğitmeye, Kuzey Irak’ı uçuşa yasak bölge ilan etmeye varana kadar her yola başvurmuştur. İşin ilginç yanı 8 yıl boyunca İran İslam İnkılabına karşı her türlü cinayeti işlemekte bir an dahi tereddüt etmeyen, Halepçe’de binlerce mazlumu katletmekten çekinmeyen Saddam, onca kibrine rağmen bu durumu kabullenmiş ve Kuzey Irak büyük şeytan’ın isteği doğrultusunda Irak’tan adeta koparılmıştır.

Bu durum aslında hazırlanan planın ilk aşamasıdır ve Barzani bu planın uygulanmasında önemli rolü olan bir “Hayberi” yani siyonisttir. Atalarının mezarları dahi İsrail’de olan, ilk kadın hahamın nenelerinden biri olduğu ortaya çıkan, babasının ve kendisinin cia ve mossad ile olan ilişkileri artık hiç de gizi saklı olmayan ve mesela Erbil’i neredeyse İsrail üssüne çeviren Barzani işte tüm bu geçmişinden dolayı siyonizm için gerçekten de önemli bir şahıstır ve İslam İnkılabı’nın ortaya çıkması ile bulunduğu mekanda daha fazla hüküm süremeyeceğini anlayan İsrail’in, büyük İsrail’in yeniden inşası için attığı ilk adım olan Kuzey Irak projesinin başındadır. Anlayacağınız Kuzey Irak aslında “Büyük İsrail’in” ilk ayağıdır ve bu ayak Barzani gibi siyonistlerce değer verilen bir sülaleye teslim edilmiştir.

Siyonizm’in 5 yıl önce devreye koyduğu ve 22 ülkenin sınırlarının değişmesinin planlandığı yeni senaryo gereği de Kuzey Irak, komşu ülkelerin sınırlarının değiştirilmeye çalışılacağı ve planların yürütüleceği merkezlerden biridir. Siyonizmin gelmiş geçmiş ve gelecek nesiller içinde yetiştirebileceği en şedid insanlık düşmanı olan önderi süfyani de bu planın başkanı olduğunu defaatle açıklamış ve Barzani’yi sanki bir devlet başkanı gibi düzenli olarak yanına çağırıp ihtiramla karşılamıştır. Tam da bu dönemde insanlığa dehşet salmak, direniş cephesini kendi inancıyla(!) vurmak ve yeryüzündeki mazlumları tek kurtuluşları olan İslam’dan soğutmak için süfyani’nin fikir babalığı ve suud’un finans desteği ile peydahlanan Işid’in her yerde fırtına gibi estiği bir dönemde Barzani, Musul’u tek kurşun sıkmadan bu vahşilere teslim etmiş, bu sırada Irak’ta bulunan Nuceyfi gibi münafıklardan da yardım almıştır ki plana göre Işid, Bağdat ve diğer şehirleri de ele geçirecek ve Barzani’nin önündeki engeller ortadan kaldırılmış olacaktır.

Böylece Irak’ın kuzeyinde hayat bulan siyonist proje İran’ın batısına ve Suriye’nin kuzeyine kadar yayılacak, altın tepsi de sunulan güneydoğu ile büyük İsrail’in ilanı gerçekleşecektir. Bu yüzden ne süfyani ne de büyük şeytan ve avaneleri Musul’un Işid’e devir teslimine ses çıkarmamışlar, Işid için “hasmımız değil, hısmımız”, “öfkeden bir araya gelmiş gençler”, “sünni isyanın lokomotifi” benzeri sözler sarfetmişlerdir ve Işid’in işini başarıyla yapması için beklemişlerdir. Bu arada yapılan yardımlar, gönderilen silahlar da gizlenmeye çalışılsa da ortaya çıkmıştır. Ayrıca sürekli kullanılan mezhebi dil ile tefrika ve düşmanlık oluşturma çabası da Işid’e hizmet etmiş ve yaratılan suni korkular ile bu savaş körüklenmeye çalışılmıştır.

Ama tuzak kurucuların en hayırlısı olan Allah’ın (c.c.) yardımıyla İslam İnkılabı devreye girip Irak’taki münafıklardan arınmış bir Irak gücü oluşturunca ve bu güç tek tek şehirlerden Işid’i kovunca Musul, Işid’in ve aslında Barzani’nin dolayısıyla da siyonizmin Irak’ta tutunacağı son dal olarak kalmış, buranın ellerinden gitmesiyle Irak’ın bölünmüşlüğünün sona ereceğini bilen siyonistler, Musul’a çok fazla önem vermeye başlamıştır. Aynı şekilde Musul’un siyonistler açısından önemini bilen Direniş Cephesi de siyonizmin umutlarını ektiği bu tarlayı ele geçirip, insanlığı zehirlemek için ekilmiş olan fitneyi yakmaya niyetlenmiştir. Musul işte bu yüzden çok önemlidir. Çünkü Musul’un kaderi aslında Kuzey Irak’ın yani Barzani’nin ve dolayısıyla büyük İsrail projesinin kaderidir. Hangi cephe bu savaşı kazanırsa o cephenin gelecek planları geçerli olacaktır.

Zaten bu yüzden 3 yıldır yaşanan zulme tek bir söz dahi etmeyen büyük şeytan ve süfyani, bugün özgürlük, insanlık havarisi kesilmiş, Direniş Cephesinden rol çalmak için Musul’a operasyon yapmaktan dem vurmaya başlamışlardır. Süfani ve tayfasının medya organlarında yapmaya çalıştığı algı operasyonunun nedeni de budur. “Bizi siz çağırdınız” diyen süfyani’nin “sizden” kastı aslında Nuceyfi gibi münafıklardır. Irak yönetimi asla ve asla kendilerini çağırmamıştır. Sadece kendilerini değil büyük şeytan ABD’yi de çağırmamıştır. Ama halklara verilen mesaj budur ki algılar süfyani’nin istediği yönde şekillensin. Medyada sürekli olarak “ABD’nin varlığına niye ses çıkarmıyorlar” söylemleri de yanıltmacadan başka bir şey değildir. Zira ABD Irak üzerinden Musul’a gelmemiştir. Süfyani’nin musallat olduğu topraklarındaki üslerden ve Barzani’nin bulunduğu Kuzey Irak’tan gelmiştir. ABD’nin Irak’ın içlerinde üssü yoktur ve bunu sağlayan da bugün Musul’a “gerçekten” operasyon düzenleyen Direniş Cephesidir. Kaldı ki Irak ABD uşağı olsaydı O’nun en büyük dostu süfyani olurdu zaten. Süfyani ve avanesinin sürekli olarak sayıkladığı “mezhep çatışması tehlikesi” ise kendi planlarının ifşasından başka birşey değildir çünkü son 5 yıldır ve bu son süreçte ağzına mezhebi alan ve “sünni Musul” “şii milisler” gibi terimleri kullananlar sadece onlardır. Direniş Cephesinin tek bir önderinin dilinden böyle bir tanımlama asla duyulmamıştır.

Velhasıl Musul mutlak zaferden önceki ikinci duraktır. Son durak Allah’ın (c.c.) izniyle Halep olacaktır. Bu iki şehrin kurtarılması Mekke’nin, Medine’nin, Kudüsün kurtarılmasının ve siyonizmin yeryüzünden kaldırılmasının önünü açacaktır. Başta süfyani olmak üzere tüm siyonistler bunu bilmektedirler, bu yüzden itlaf edilecek “kuduz köpeklere” dönüşmektedirler. Ama ne yaparlarsa yapsınlar hak batıla galip gelecektir ve süfyani ile bütün siyonistler “yenilecekler ve cehenneme sürüleceklerdir” (Al-i İmran 12).

siyasetmektebi.com

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

 
Başa dön tuşu
Kapalı