ÖnderlerimizSon Yazılar

“REİSİ”MİZ VAR BİZİM…

Bir Ali’miz var bizim, en zorlu dönemlerde cesareti şahlanan, karanlık geceleri nuruyla aydınlatan, basireti klavuz, feraseti dost kılan, İman ve ihlas ile ilmini bize sunan. Zamanın Bedir’inde küfrün boynunu vuran, Uhud’unda safını terketmeyip koruyan, Hendek’inde imanın bütününü kuşanıp, nifağın bütününün hep karşısına çıkan.

Bir Ali’miz var bizim, adaleti kuşanıp mazlum hakkını soran, dost görünen düşmanın yakasına yapışan, Sıffin’de mızraktaki Kur-an’a karşı koyan, konuşunca bizlere Allah’tan c.c. nazil olan. Bir Ali’miz var bizim, ömrü secdeyle geçen alnı nasır tutanı, zülfikârla keserek cehenneme yollayan. Varlığıyla nur olan, mazluma ümit veren düşmana korku salan, tuzakları zalimin kendi başına çalan. Bir Ali’miz var bizim, yalnız hakka dayanan, yalnız O’nun c.c. yolunda hiç durmadan yol alan. Bir Ali’miz var bizim asla yalnız olmayan, yalnızlık libasını artık üstünden atan.

Şimdi bir de “Reisi”miz var bizim, “İbrahim” gibi duran, putları baltasıyla boyunlarından vuran, en büyük puta bile hiç fırsat tanımayan, duruşuyla zilleti izzete kurban kılan, sözleriyle şüpheyi hiç acımadan asan, fitnenin dehlizdeki yuvasına saldıran, hak görünen batılın saraylarını yıkan, haramzade canların boğazlarını sıkan.

“Reisi”miz var bizim, Nemrut’un ateşinden muzaffer olup çıkan, yanmayan, yakılmayan geri dönüp kaçmayan, sarsılsa da tüm dünya imanı sarsılmayan, aldananlar devrinde kanmayan aldanmayan, mazlumun ahı için hüzünlenen ağlayan, intikam meydanına sivrisinekler sunan, köhnemiş beyinleri duvarlara vurduran.

Reisimiz var bizim, Süleymanî kudreti İsmail’inde bulan, Allah’ın c.c. şiarını İsmail ile tutan, yılmadan usanmadan o şiarı yücelten , o şiarı koruyan, Kabe’yi O’nun ile yeniden inşa edip, şeytanları taşlayan, onları ordan kovan. “Reisi”miz var bizim, ceddi Muhammed s.a.a. iken İmamı “Ali” olan.

Bundan sonra bu çağın çarkı farklı dönecek, yatsıyı beklemeden nifak mumu sönecek. “Nar”ı “nur”la yakanlar doldurdukça meydanı, yüreği yananların figanları dinecek. Yeryüzü huşu ile hakka secde edecek, zaman zaferleri hep yüklenerek geçecek. Ne bir damla gözyaşı ne de yokluğun aşı, mazlumun diyarında “ben de varım” diyecek. Saraylar dilenecek, “reisler” diz çökecek, hakkın kutlu sancağı göndere çekilecek. Bir mızrak atılacak atan elden bağımsız, zulmün kara sinesi tekbirle delinecek.

Bu yüzden bunca feryat, bunca isyan yükselir. Eceli gelen itler camiye gider gelir. Karanlık diyarların kapkara sultanları, bu yüzden öfkelenir hep bu yüzden delirir. Asabiyet putunun muhlis mümin kulları, putları kırılacak diye böyle gerilir. Bu yüzden münafıklar muvahhid olur birden, zulüm ehli kafirler hepten müşfik kesilir. Batılın libasının üstüne hak serilir, “çalınan” minareden bolca salâ verilir.

Ama nafile artık ecel göz kırptı çoktan, açlar hesap soracak “hiç doymayan o toktan”. Uyandı İnkılabın güneşiyle mahrumlar, çün azad oldu Kur’an takıldığı mızraktan. Zihinler kurtarıldı hapsolunan kuyudan, ruhlarsa uçuverdi düştükleri çukurdan.

Bir ses duyuldu “heyhat” diye birden semadan, isyanı itaatten önce farz kıldı ferman. Meğer sabır cihadmış, kıyammış hakkı sunan, boyun eğmek değilmiş dertlerimize derman. O halde bilinsin ki zillet bizden uzaktır, çünkü biz Hüseyniyiz Kerbela bize vatan. İmamımız “Ali”dir “Reisi”miz “İbrahim”, “İsmail”iz hepimiz hakkın yoluna kurban.

siyasetmektebi.com

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

 
Başa dön tuşu
Kapalı