Gündem AnalizSon Yazılar

NEDEN CORONA VE NE KOR ONA?..

Yaklaşık 8 yıldır defaatle siyonizmin insanlığın en büyük düşmanı olduğunu, siyonist mantığın şeytanın mantığıyla birebir örtüştüğünü ve aslında ilk siyonistin şeytan olduğunu, bu yüzden de siyonizmin şeytanın insi biçimi ve insi şeytanlar tarafından savunulan bakış açısı olduğunu bu sayfalarda izah etmeye çalıştık.

Şeytanın Adem’e a.s. olan kininin siyonizmin ademe olan kiniyle örtüştüğünü, Kabil’in Habil’e saldırısının temelinde dahi bu fikriyatın yattığını, nasıl ki insanlığın başından beri gelen bütün peygamberlerin a.s. tebliğ ettikleri yegane din İslam ise yine insanlığın başından beri gelen bütün zalimlerin temsil ettikleri yegane fikrin siyonizm olduğunu ve hak-batıl savaşı dediğimiz şeyin siyonizm-İslam savaşı olduğunu örnekleriyle ispatlamaya uğraştık.Secdeden kaçınan şeytan ile secde ederek işgören şeytanların aslında aynı hedefi güttüğünü bir çok yazımızda dile getirdik ve bu meyanda seccad şeytanların çok daha tehlikeli olduğunu her daim vurguladık. Çünkü bize benzemeyene karşı tedbir almanın bize benzeyene karşı tedbir almaktan daha kolay olduğunu biliyorduk.

Bu tür siyonist şeytanların tarih boyunca nice savaşlar, yangınlar ve maddi ve manevi saldırılar ile insanlığın soyunu kurutmaya veya en azından insanlığı itaatkâr kölelere çevirmeye çalıştığını beyan edip özellikle geçtiğimiz yüzyılda yaşanan iki büyük dünya savaşının sonunda kurulan siyonist rejimin kökenlerini ve eylemlerini buna örnek gösterdik. Yeryüzünün sermayesini ve iktidarını her türlü hile ve desise ile ele geçiren siyonizmin bununla da yetinmeyip “nüfus planlamasına” kalkıştığını, aleni olarak yeryüzünde yaşayan nüfusun çok fazla olduğunu, 225 milyon nüfusun dünya için yeterli olduğunu dile getirdiklerini hatırlatarak buna karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladık.

Ve bugün gelinen noktada ne yazık ki bu planların doruk noktasına ulaştığını görmekteyiz artık. Bugün “Kitle imha silahları” kavramını literatüre sokup, attıkları atom bombaları ile yüzbinlerce mazlumun ölümüne ve milyonlarcasının sakat kalmasına ve sonraki nesillerin dahi engelli olarak dünyaya gelmesine neden olan siyonistlerin bugün halâ ellerindeki nükleer bombalarla kabadayılık yapıyor olmaları bir yana tıpkı kuşattıkları kalelerin içine vebadan ölenleri mancınıkla atıp o kaleleri içindekileri hastalıktan kırarak elde eden ataları gibi biyolojik ve kimyasal silahlarla insanlığı tehdit etmeleri, boyun eğdirmeye çalışmaları ve köleleştirme gayretleri hızını arttırarak devam etmektedir.

Nefislerinden ve şahıslarından başka hiçbir şeye iman etmeyen, değer vermeyen ve tapmayan bu siyonistler özellikle son 10 -15 yıldır biyolojik saldırılarına hız vermekte, kimi zaman leş kargası ve akbaba oldukları için “kuş gribi”, kimi zaman da batıni görünümlerinden esinlenerek “domuz gribi” adı altında mazlumların varlığına hücumu sürdürmektedirler. Böylece kendilerine “ayakbağı” saydıkları “kalabalıklardan” kurtulmayı hedeflemektedirler. Bir salgın bittiğinde diğerinin başlamasının yegane sebebi de budur. Savaşlarda istediklerini elde edemeyen ve her cephede insanlığın ordusu olan direniş cephesine mağlup olan siyonistler, mazlum halklardan intikamı bu şekilde almak istemektedirler. İşte “neden corona” sorumuzunun en basit cevabı bu intikam ve kin duygusudur.

Çünkü siyonizm insana ve insanlığa düşmandır. Hele ki insani kamilin başında olduğu ve 40 yıldır siyonizmin boğazını sıkan ve ona gündüzü gece yapan, ellerini kesen, tuzaklarını bozan, korku imparatorluğunu yıkan ve yıllarca çaresizlik iksiri ile zillete düçar ettiği mazlumlara izzet libasını giydiren İran İslam İnkılabına olan kini ve düşmanlığının haddi hesabı yoktur. Bu yüzden meydanda aldığı darbeleri kahpece planlar yaparak ve bu tür biyolojik saldırıları tasarlayarak giderme derdindedir.

Corona virüsünün ilk olarak Çin’de ortaya çıkması siyonizmin halklardan kurtulma işine en kalabalık nüfustan başladığını, İnkılapta yayılması ise yukarıda bahsettiğimiz özel kinini kustuğunu göstermektedir. Bütün bu yaşananlar siyonizmin din, dil, ırk farkı gözetmeden bütün insanlığın düşmanı olduğunu ispatlamaktadır. Bu salgının bütün dünyaya yayılmış olması siyonist iktidarları değil o iktidarlara mahkum kalmış halkları mazlum kılmaktadır. Çin’e hakim olan sermaye ile direniş cephesinin dışında kalan memleketlerdeki iktidar ve sermayenin tümü aynı kaynaktan beslenmektedir ve bu kaynak bizatihi siyonizmdir. Ve zaman bu siyonistlerin bu salgından neredeyse hiç etkilenmediğini göstererek bu tezimizi de doğrulayacaktır.

Ayrıca bu salgının yarattığı korku mazlumları muhtemelen yine siyonist çevrelerin geliştirdiği “aşı”lara yöneltecek, bir umut olarak bu aşıları olanlar denize düştükleri için sarıldıkları yılan tarafından zehirleneceklerdir. Tüm bunlar siyonizmin ve siyonizmin başındakinin kurduğu tuzak ve planlardır. Ve aslında “neden corona” sorusu “neden salgın hastalıklar” sorusunun günümüz versiyonudur ve cevap her iki sorunun cevabıdır.

Madem öyledir ve madem siyonizm ve onun başındaki insanlara ve insanlığa aleni savaş açmıştır o halde bundan sonra sormamız gereken soru “ne kor ona?” sorusudur. Hayatımızla oynarken (k)oyuncaklarını kullanan ve (k)oyuncaklarının fitne, fesad, rıza ve şükür maskelerinin ardına gizlenen düşmanımızın tuzağını bozmak için ne yapmalıyız? Bugün ki sorumuz budur aslında. Öncelikle “ölümü ve hayatı yaratanın” Allah c.c. olduğunu (Mülk 2) bilip “hayatımızı, ölümümüzü, namazımızı ve ibadetlerimizi O’na ait kılarak” (Enam 162) ve Rahman ve Rahim olan Allah’ın c.c. Şafi isminin kudretine sığınarak derdimizin devasını Allah’tan c.c. talep etmemiz “kor ona.” Çünkü böylece onun kurduğu tuzağa düşmemiş oluruz ve “tuzak kuranların tuzağını bozan en hayırlı tuzak kurucunun” (Enfal 30) korumasına girmiş ve siyonizmin başındakinin bizi içine çekmeye çalıştığı tuzaktan kurtulmuş oluruz.

Ayrıca başımıza ne gelirse gelsin uyanık olmamız, siyonizmin başındakinin görmememizi istediklerini görmemiz de “kor ona.” Yine böylece onun dost dediklerinin düşman, düşman dediklerinin de dost olduğunu fark edebilir, maddi ve manevi varlığımızı sömürmesine engel olabiliriz. Ne olursa olsun kardeşliğimizi korumamız, bütün halkları sahiplenmemiz, uhuvvet bağını koparmamamız da “kor ona.” Çünkü siyonizmin böl, parçala, yok et tuzağının en mahir uygulayıcısıdır onun kendisi.

Yalnızca “Allah’tan c.c. korkup” ( 40) Allah’tan c.c. başkasından korkmamamız da “kor ona.” Neticede bütün saltanatını korku sütunlarının üzerine kurmuş, her gün yeni öcüler üreterek halkları sindirmeyi amaç edinmiştir o. Öyleyse “illallah” demeden önce ona “la” dememiz de “kor ona.” Ki bu durumda ilahlaştırdığı şahsı yerle yeksan olacak, bütün kabadayılıklarının sonu gelecektir.

Ellerimizi, yüzlerimizi temiz tuttuğumuz gibi zihinlerimizi ve ruhlarımızı siyonizmden dezenfekte etmemiz de “kor ona.” Hangi virüs olursa olsun, hangi salgın olursa olsun, hangi savaş veya musibet olursa olsun hepsinin nedeninin siyonizm olduğunu anladığımızda sağlığa, huzura, sükunete kavuşacak, sırtımızdaki yükten kurtulduğumuz için hafifleyen yüreğimiz ahsen-i takvime yücelecektir.

Sakinliğimiz ve bazen sükutumuz da “kor ona.” Çünkü telaşa kapılıp mantığımızı sürgün ettiğimizde benliğimizin coğrafyalarında at koşturma hakkını vermiş oluruz ona ve atı alan Üsküdarı geçtiğinde yakacağımız ağıtların kalmayacaktır kıymeti. Bağırın dediğinde susmamız, susun dediğinde bağırmamız bozacaktır planlarını ve varlığımız onun ruhunda bir virüse dönüşecektir.

En çok da bütün planlarını alt üst eden, temsil ettiği siyonizmin asırlardır hiç bozulmayan neşesini bozan, ezilenlerin ellerinden tutup onları zalimlere karşı kıyama çağıran, ayaklandıran, savunan, tüm fitne, fesat ve nifak tuzaklarını basiretle boşa çıkaran, maddi, manevi gücü ile korku sisini dağıtıp meydanda mertçe karşısında duran, batılın celladı olarak zuhur ettiği her coğrafyada hakkı hakim kılan, izzetin, şerefin, insanlığın ve imanın temsilcisi olan İran İslam İnkılabına ve İmam’a bağlılığınız, itaatiniz ve bu yoldaki ihlasınız “kor ona.” Çünkü ancak bu şekilde görünen ve görünmeyen şeytanların, virüslerin, zalimlerin ve zorbaların zulmünden emanda olabilirsiniz. Ve ancak bu şekilde siyonizm ve onun ürettiği yapay hastalıklardan, kederlerden, savaşlardan kurtulabilir, gerçek devayı ve şifayı bulabilirsiniz.

O halde asıl soru “neden corona?” değildir. Asıl soru corona gibi virüslerin, belaların, musibetlerin kaynağı olan siyonizmin başındakiyle mücadelede “ne kor ona?” sorusudur. Siyonizm ve başındaki giderse zaten bütün mahlukat ve insanlık maddi manevi sağlığına kavuşacaktır…

siyasetmektebi.com

Etiketler

İlgili Makaleler

2 Yorum

    1. Bir siyasi analiz sitesine girip tıbbi bir konuda aydınlanmayı beklediğiniz için ne mutlu size. Hele ki böyle “basit” bir analiz ile aydınlanabilecek kadar derin bir zihne sahip olduğunuz için de gurur duymalısınız. Ama sizin için bu kadar yorgunluk yeter sanırız. Hadi dışarıdaki bir parkta oynamaya gidin, açılın biraz. Yormayın kendinizi buralarda…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

 
Başa dön tuşu
Kapalı