Gündem AnalizSon Yazılar

KİM SUÇLU?..

Kim Suçlu

Tertemiz bedenini zulmün deryasında yıkadılar. Kendi pisliklerini akıttıkları dünyada sana yer yoktu çünkü. Fıtratlarında zalimlik olanların ellerinde kan vardı ve bu kan senin gibi mazlumların damarlarında bir zamanlar akardı. Gülüşün dokunuyordu en çok gam kasavet sultanlarına ki saltanatlarını mazlumların hayatları üzerine kuranların dünyasında mutluluğun cezası katliam oluyordu. Baykuşlar yuva yapsın diye beldeler harabeye çevrilirken güneşin üzerini örtüyorlardı yangınlarıyla yaydıkları simsiyah dumanlarla. Göz gözü görmüyordu ki görsün hakikati, kulaklar atılan çığlıklardan sağır oluyordu. Ölüyordu hakikat sinelerine nifağın sindiği ölülerin ruhlarında ve “ölüye işittiremeyenler, dönüp giden sağırlara da hakkı duyuramıyorlardı” (Rum 52) bütün çabalarına rağmen. Dünya dönüyordu ama dünyadan daha çabuk dönüyordu iradesizler, basiretsizler bindikleri anda nifağın dönme dolabına.

Böyle bir zamanda geldiğin dünyada yer yoktu sana ey çocuk. Doğduğun topraklar senin değildi, yediğin lokmalar senin değildi. Senin değildi soluduğun hava, içtiğin su, koştuğun sokaklar, gezdiğin dağlar. Senin değildi sevdiklerin, annen, baban, kardeşlerin. Bu yüzden göz koydular gözleri çıkasıcalar. Bu yüzden aldılar senden sana ait olmayanları (!). Yeryüzünün bütün köşelerinden kan kokusunu alıp gelenler sahiplendi gözlerini açtığın anda sahip olduğun her şeyi. Zaten gözlerinde bunun için kapandı. Bunun için yağmalandı hayatın, alındı canın. Bunun için “ak”babaların hışmına uğradın ve narin bedenin doyurdu nefislerini. Canavarlar diyarının masumuydun ya, varlığınla hayatı yaşatıyordun. Umut oluyordun zulmün esen yelinde yürekleri yananlara. Kurak çöllerin serin vahasıydın, zemheride berfindin. Yenilgiler çağını kapatıyordu düşlerin anlatınca bütün heyecanınla düş dahi kuramayanlara, işte bunun için susmalıydın, susturulmalıydın, koparılmalıydın. Bunun için uzanmalıydı zalimin eli boğazına.

Sen ey çocuk! Neler gördün kim bilir ki döndün sırtını şahit olmamak için. Kim bilir nasıl bir cehennemden cennete uçtu masum ruhun. Katline fetva verenlerin ağzı salyalı köpeklerinin dişleri arasında çiğnenirken adalet, kim bilir sen kime şikayet ettin çektiklerini. Deniz bile haya etti taşıyamadı bu yükü ve kıyıya vurdu masumiyet mazlumun ahı ulaşırken göklere. Maskeler üzerinden din satanların ülkesinde tar-u mar etti pazarları şehadetin ey çocuk! İsminin yoktur önemi artık. Sen ki yaratanın yarattığına merhamet etmeyenlerin diyarına gelerek katilini ifşa ettin, bütün mazlumlar gibi yüreklere kazındı yadın. Sen ki vahşet deryasının tam ortasına daldın, vahşilerin saraylarının temellerini sarstın adın önemli değil artık. Şehit oldun, şahit oldun zulme ve teşhir ettin zalimi bu yeter bize.

“Hangi suçtan dolayı öldürüldüğün sorulduğunda” (Tekvir 9) anlat çocuk! Nasıl geldiklerini, nereden geldiklerini ve kimin getirdiğini anlat ki bu dünyalarını zulümle abad etmeye çalışanların ahiretleri berbat olsun iyice. Huzur dolu hayatların yaşandığı coğrafyanda, huzurun azraillerinin kimler için kafa kestiklerini, kimlerden destek aldıklarını da anlat. Onlar gelmeden önce sizin gitmediğinizi de, onlar yıkmadan önce var olan evlerinizi de, onlar vurmadan önce yaşayan sevdiklerinizi de anlat. Kesilmeden önce eliniz, hangi mazlumlarının elini tuttuğunuzu, hangi zalimlerin ellerini kestiğinizi de anlat. Ölüm yüklü tırları şehirlerinize gönderenleri, katillerinizi eğitip donatanları da anlat. Camilerinizi, pazar yerlerinizi, okullarınızı, sokaklarınızı bombalarla yerle bir edenleri mücahit diye tanıtanları da anlat ki düşsün artık maskeleri. Yüze gülme, arkadan vurma “usta”larını da unutma ey çocuk! Papaz elbisesinin üzerlerine tam oturduğu siyonist projelerin başkanlarını da anlat ki sussun katilinin kalem tutan elleri. İlim tüccarlarının nifak ürünlerini açık arttırmaya sundukları saraylardaki sofraları da anlat. Ki o sofralarda boğazlardan geçen her lokma mazlumların boğazlarından kısılmaktadır.

Anlat çocuk! Filistin’deki kardeşlerine uzanan elleri sıkan elleri de anlat. Büyük şeytanın askerleri için duaya duran elleri de anlat. Boyunlarına siyonizmin madalyası asılanların nasıl kibirlendiklerini de anlat. Iraklı kardeşlerinin üzerine bomba yağdıran uçakların kalktıkları üslerin nerede olduklarını, hangi radarlarla hangi zulmün korunmaya çalışıldığını da anlat. Binlerce planın kurbanı olan halkın oyuna gelmediği için oyunlarla nasıl katledildiğini de anlat. Koskoca bir coğrafyanın katliamlara nasıl gark olduğunu da anlat. Anlat ki çabuklaşsın azap, dolsun zulmün azgınlaşması için tanınan süre. Anlat ki rahmet bulutları toplansın mazlumların üzerinde ve ebabiller uçuşsun ebrehelerin üzerine. Fil sürüsünün akıbetine uğrasın “dil” sürüsünün sahipleri ve sihir erbablarının yutulsun ipleri halkın gözü önünde. Dicle ile Fırat’ın arası kapansın ve boğulsun insanlığın yüz karaları bütün yardımcılarıyla beraber. Anlat çocuk! Anlat ki hak gelsin ve batıl zail olsun ve zalimler devrilecekleri kıyamlara şahit olsunlar artık.

“Hepimiz suçluyuz” edebiyatları ile suçunu gizlemeye çalışanların ve katillerinin maskelerini düşür yere düşmüş kollarınla ey çocuk. “Ammar’ın katili O’nu savaşa getirendir” diyen münafıkların torunlarının dili bağlansın sen konuşunca cansız bedeninle. Haykır katilini uyuyan idraklere. Hani özgürlük havarisi kesilen eli silahlı çeteleri sizi dünyadan kurtarıp özgürleştirsinler(!) diye üzerinize salanları tanısınlar diye haykır kanınla hakikati uyuşmuş zihinlere. Haykır ki yıkılsın nifak, yıkılsın saray, yıkılsın zulmün asırlık zakkum ağaçları. Her meyvesi birbirinden acı şecere-i habisenin kırılsın dalları, dökülsün yaprakları. Haykır ki büyüsün kinimiz, kibirleri dağları aşanlara karşı. Kinimiz büyüdükçe artsın öfkemiz ve coşsun cesaretimiz, sel olup aşsın feryadımız “Heyhat minezzille” ile dile gelerek. Senden önce ölenler dirilsin senin şehadetinle ey çocuk! Haykır ki hayat dolsun cansız bedenlere.

Biz suçlu değiliz ey çocuk! Sen de biliyorsun ki çağırdığınız ilk anda koştuk yardımınıza ve “lebbeyk” dedik işittiğimizde feryadınızı. “Size ne oluyor ki…”(Nisa 75) sualinin muhatabı olmamak için var gücümüzle çalıştık, vurduk, vurulduk, can aldık, can verdik, anlattık, yazdık ve çizdik. Kardeşlerimiz kardeşlerin yaşasın diye vazgeçti yaşamlarından hiçbir karşılık beklemeden ki “onlar canlarını ve mallarını cennet karşılığı satmışlardı Allah’a (c.c.)” (Tevbe 111) ve onlar siz yetim kalmayasınız diye yetim bırakmışlardı çocuklarını. Allah (c.c.) şahittir tüm dünyanın zulmüne karşı tüm yeryüzünün mazlumlarını savunan direniş cephesinin erlerinin şecaatine, fedakarlığına. Sen de şahit ol ey çocuk!. Biz suçlu değiliz. Bizler tanıtırken zalimleri, açarken birbir nifağın perdelerini o perdeleri halkların gözlerine çekenler suçludur. Bizleri sizin derdinizden alı koyup başka dertlerle uğraştırmaya çalışanlar suçludur. Size olan sevgimizi kınayanlar, sizi sevenlere olan bağlılığımızı sorgulayanlar suçludur ey çocuk! Bütün hakikat ortaya çıktığı halde sizin katillerinizin varlığını onaylayanlar, onlara saygı duyanlar suçludur. Biz suçlu değiliz ey çocuk!

Sen gittin ya şimdi, arkandan ağıt yakmakta katillerin, gözyaşları dökmekte mazlumların gözyaşlarını azıklarına katık edenler. Hesap sormakta bütün hesabın muhatapları, intikam yeminleri edip zalimlere lanet okumakta zulmün yarenleri. Sen gittin ya… Varlığına sabredemeyenler yokluğunun edebiyatını yapmakta bizlere karşı. “Sana değme dünyayı yok diyenler” utanacakları yerde arsızlaşmakta iyice, canilerin sığındıkları saraylarda oda kapabilmek için. Senin sesini kesenler bugün senin sesin olduklarını iddia etmekte, deryalara atanlar o deryaların sularıyla temizlemekte ellerini. Sen gittin ya… Gitti işte insanlık ve mahlukatın en en kötüsü olanların sesleri tırmalar oldu kulakları.

Merak etme ey çocuk! Alem yaratılalı beri bu meydan haktan hiç boşalmadı ki bundan sonra da boş kalsın. Hak hiç yenilmedi ki batılın karşısında bugün yenilsin. Yere düşen cansız tenin dokundu bir kere yüreğimize, filizlendi hakikatin ağaçları kalplerimizde ve dünya tek vatan oldu zulm ile savaşımızda. Ne sen ne de senin gibi mazlumların ahı kalmadı, kalmayacak yerde. “Kara bir öfke ha kalktı ha kalkacak” göreceksin elbet ve göreceksin şehadetin ne meyveler verecek. Biz ki İmam’ın ordusunun neferleriyiz, söz veriyoruz hakim kılacağız hakkı ve kurtaracağız senin gibi masumları zalimlerin ellerinden. Elbet devran değişecek ve batıl yok olup gidecek, merak etme ey çocuk!..

siyasetmektebi.com

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

 
Başa dön tuşu
Kapalı