Gündem AnalizSon Yazılar

“KARTON” TUTUŞMUŞ DİYORLAR…

Siyonizm tarafından keşfedildiği andan itibaren yeryüzünde daha önce görülmemiş zulümlere muhatap olan Amerika kıtasının toprakları ( ki bu ismi de onu sömürenlerden almıştır ve ne yazık ki hangi coğrafyadan bahsettiğimiz anlaşılsın diye kullanmamız gerekmektedir), ilk olarak güneyde İspanyollar tarafından yakılan, yıkılan, yağmalanan ve sömürülen Aztek, İnka ve Maya medeniyetlerinin mensuplarının gözyaşlarıyla sulanmış, sonra da siyonizmin kadim koruyucusu yaşlı şeytan İngiltere tarafından kuzeyden işgal edilerek ve Avrupa’da ki katil, hırsız, gaspçı bütün serkeşler doldurularak Kızılderililerin kan ve gözyaşlarına ev sahipliği yapmıştır. Siyonizm, bu kıtaya uğramadan önce neredeyse hastalık nedir bilmeyen bu kavimler, siyonizmin işgaliyle her tülü şerle bir anda tanışmışlar, hem topraklarını, hem maneviyatlarını hem de geleceklerini kaybetmişlerdir.

Siyonizm bununla da yetinmeyerek, o verimli ve devasa topraklarda kendilerine köle olacak yeni ulusların peşine düşmüş ve bunun için de Afrika kıtasının verimli topraklarında özgürce yaşayan siyah derili mazlumları hedef almıştır. Gemilere istiflenerek getirilen bu mazlumların üçte ikisi yollarda açlık, susuzluk ve hastalıktan ölse de kalanları siyonizmin köle ihtiyacını karşılamaya yetmiştir. Kaldı ki Amerika’ya götürülmeyen Afrika’nın diğer mazlumları da kendi vatanlarında köleleştirilerek, kendi topraklarında başkalarının çıkarları için kan ve ter dökmek mecburiyetinde kalmıştır. Tıpkı şeytanın ateşten yaratılmayanı aşağılamaya çalıştığı gibi siyonistler de tenleri beyaz olmayanları aşağılayıp bunların kendilerine hizmet için yaratıldıklarını söyleyerek atalarının yolundan gitmişler, koskoca dünyanın bütün servetlerine el koymayı kendi hakları bilmişlerdir.

Elbette ki bunu yaparken her türlü hileye, desiseye, nifağa ve zulme başvurmayı ihmal etmemişlerdir. Bunlardan en önemlisi ise her dönemde yaydıkları korku ve gücün sadece kendi ellerinde olduğu fikriyatıdır ki bunu ispat için “insan” olanların aklına dahi gelmeyecek zulümleri hiç çekinmeden işleyip bu zulümleri yayarak mazlumların kendilerinden korkmalarını sağlamışlardır. Son dönemdeki çocuklarının (İşid ve türevlerinin) yaptıkları işkenceler ve katliamlar incelenirse ne demek istediğimiz ortaya çıkacaktır. Ama İmam Ali’nin a.s. buyurduğu gibi “küfr ile abad olunur ama zulm ile abad olunmaz” ilkesi gereği siyonizm de aldığı nefesin sonuna gelmiştir.

Yukarıda tarihine çok az olarak değindiğimiz büyük şeytan Amerika, siyonizm askeri gücü olarak yaklaşık 200 yıldır faaliyette bulunup bütün yeryüzünü kan ve gözyaşına boğduktan sonra, yeryüzünde biriken öfkenin ve hak taleplerinin yansıması olarak Allah c.c. İran İslam İnkılabını halklara kurtuluş önderi olarak sunmuş, Mevlana’nın r.a. “insan yiyen mescid” hikayesindeki gibi kahraman bir “insan”, siyonizmin temsilcisi zalimlere “gelirseniz gelin” diyerek meydan okuduktan sonra devir değişmeye başlamıştır. Filmleri ve medyası ile her yana korku salan büyük şeytan, karşısına çıkan bu kahramanla baş edemediği için 41 yıldır sürekli olarak yenilgi yaşamaya başlamıştır. Böylelikle İmam’ın r.a. dediği gibi “kartondan kaplan” olduğu ortaya çıkmıştır ve “bi halt edemeyeceği” tescillenmiştir.

Özellikle son yıllarda İslam İnkılabının yeryüzünün bütün mazlumlarını savunmak için harekete geçmesi ve bu noktada her türlü ambargoya ve saldırıya anında cevap vermesi, büyük şeytanın zulmünden bizar olan halkların adeta titreyip kendilerine gelmelerine ve haklarıyla birlikte kaybettikleri şereflerini geri almak için meydana inmelerine neden olmuştur. Düzenli olarak büyük şeytanın oyunlarının bozulması ve tehditlerine rağmen İnkılabi güçlerin ilerlemesi, kartondan kaplanın her yerinin delik deşik edilmesini sağlamıştır. En son Venezuela’ya İnkılabın korkusuzca yardım elini uzatması ve “İnkılabın gemilerinin Amerikan kıyılarında mazlumların haklarını aradıkları” yeni bir sürece dünyanın girmesi, yeryüzü mazlumlarının artık yeni bir dünya için kıyama kalkmaları gereğini yeniden gündeme getirmiştir ve son günlerde şahit olduğumuz Amerikan halkının kıyamının temelinde yatan hakikat de budur.

Artık dünya yeniden şekillenmeye ve mazlumların intikam aldığı güne ev sahipliği yapmaya hazırlanmaktadır. Artık yeryüzünün herhangi bir noktasında siyonistlere, zalimlere ve saray sahiplerine yer yoktur. Yeryüzü asıl sahiplerinin kendine hakim olmasını sabırsızlıkla beklemektedir ki bu yıl yaşanan onca olay bu zamanın çok yaklaştığını ispatlamaktadır. Artık mazlumlar, siyonizmin askeri gücünün kalbinde meydana çıkabilmekte, haklarını aramakta, ezilen yüzde 99, ezen yüzde 1’den hesap sormaktadır. Siyonistlerin korkuyla, hileyle, zulümle kendileri için cennete çevirdikleri dünya, mazlumların eliyle tutuşturulmakta, yaban otlarının yakılarak ortadan kaldırıldığı yeryüzünde yeni bir yaşamın tohumları ekilmektedir.

Kartondan kaplan tutuşmaktadır. Ne yayabildiği bir korku kalmıştır, ne de herhangi bir hilesine inanacak tek bir mazlum vardır. Direniş daha önce defaatle deldiği kartondan kaplanın yüreğinin ortasına ateş salmış durumdadır. Biliyoruz ki bu ateş sönmeyecektir. Mazlumlar, intikamlarını çok yakında alacaklardır ve beyaz saray başta olmak üzere yeryüzündeki bütün saraylar yerle yeksan olacaktır. Çünkü biliyoruz ki siyonizmin hakimiyetinde olmayan tek bir saray rejimi dahi yoktur ve siyonizme hizmet etmeyen tek bir saray sahibi de yoktur. Tutuşan kartonun başındaki sarı öküzün bu süreçte eline İncili alması, kilise de poz vermesi size kimi hatırlatır bilmiyoruz ama kıtalar ve zamanlar farklı olsa da bu eylem Muaviye’nin l.a. mızrağa taktığı Kur’an ile aynı eylemdir ve siyonistlerin aynı kökten geldiklerinin en güzel örneğidir.

Kartondan kaplanın ve siyonizmin asıl başkanının fitne ve fesadı da büyük şeytanı ve beyaz sarayları korumaya yetmeyecektir. O’nun direktifleri dahi yaşanan kıyamı susturamayacaktır. Kimse kendilerine “nefes aldırılmayanların” “yeter artık” diyerek zalimlerin boğazlarını sıkmalarını engelleyemeyecektir. Çünkü bu ateş, mazlumların yüreklerinden yeryüzüne sıçramış olan ve yüzlerce yılın ve hatta asırların intikamını içinde barındıran ateştir. Ateş artık İbrahim a.s. için hazırlanmamaktadır. Odunlar O’nun a.s. için toplanmamaktadır. Bugün bütün odunların yegane hedefi saray sahiplerini ve büyük şeytanı yakmaktır. Bugün ashab-ı uhdud’un torunları aynı çukurlara zalimlere gömmek için kıyam etmiştir. Bütün nehirler Nil olmak için hazırdır. Yağmurlar tufan için birleşmektedir. Bugün Kerbela’nın intikam günüdür. Her gün aşuradır, her yer Kerbela’dır bugün ve artık Hüseyin a.s. ve ashabı yalnız değildir. Kılıçlar da yürekler de Hüseyin’in a.s. torunu ile birliktedir bugün.

Yezid’in l.a. sarayında siyah veya beyaz tenli her dilden Zeynep’in haykırışı yankılanmaktadır. “Ben o başı Resulullah’ın s.a.a. öptüğünü gördüm” diyerek zulme sözde karşı çıkan münafıkların ağızlarının ortasına vurulup dillerinin kesildiği gündür bugün. Bugün bir ömür oruç tutanların bu sebatlarına karşılık kendiyle müjdelendiği bayramdır artık. Hiç sönmeyecek sanılan siyonizmin ateşinin söndüğü kutlu doğumdur yaşananlar bugün. 14 sütundan sonuncusunun yerle yeksan edilişinin yıldönümüdür. Renkleri ne olursa olsun saray ehlinin, “mazlumların feryadıyla Allah c.c. arasında herhangi bir perde olmadığını” anladıkları gündür bugün.

Bu yüzden yeni güne hazırlayın kendinizi. Yeryüzünün bir noktasında başlayan tufana karşı binin Nuh’un a.s. gemisine çifter çifter. Korkmayın çakan şimşeklerden, yağan yağmurdan, sellerden. Gök gürlese ne çıkar göğün Hakiminin koruduğu gemide olduktan sonra. Kaptanınız Nuh a.s. ise hedefiniz izzettir, şereftir ve zaferdir emin olun. Aldanmayın kendilerinin ilahlığını türlü tesadüflerle(!) sizlere dayatmak isteyenlerin sözlerine. Ki buna muhtaç oldukları ve korktukları için yapmaktadırlar tüm bunları. Siz hakkı öğrenin haklıyı zaten tanıyacaksınız zaten. Dinleyin, duyacaksınız çatırdayan saray sütunlarının sesini. Yeryüzü büyük bir depreme hazırlanmakta, Karunlar bütün hazineleri ile gömülmeden önce son nefeslerini solumakta.

Şeytan çıldırsa da yüreğine çoktan saldık kıyam ateşini. Bel’amların okuyup üflemesi de söndüremeyecek bu alevi. Bakın İnkılap da benzin göndermekte tanker tanker. Demek ki kapkara bir öfke ile tutuşturacak güneşi. Öyleyse yansın şeytanın kartondan kalesi, sökülsün mazlumların damarlarından kan emen dişleri. Artık nardan yaratılanın yüreğine nur saçmakta kıyam erleri. Kesilince siyonizmin eli, ölecek demektir çok yakında beyni. Ki bu yaşananlar sünnetullah gereği ve bu işin takdir edilmiş kaderi…

siyasetmektebi.com

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

 
Başa dön tuşu
Kapalı