Gündem AnalizSon Yazılar

GÜN, BİZİM GÜNÜMÜZ…

Tarihi istedikleri gibi şekillendirebileceklerini düşünüp, kendi masallarını yegane hakikat olarak insanlığa dayatan ve bu masallarda her daim kendilerini yenilmez masal kahramanı olarak lanse eden siyonistlere haber verin ki o dönem kırk yıl önce sona erdi. Bugün artık sömürülen, ezilen, hakları, fıtratları yağmalanan, önce zihinleri sonra coğrafyaları işgal edilen, han-umanları talan edilen, ocakları söndürülen mazlumların, yeryüzünün iktidarını o gücü ellerine geçirdiklerinde ekine ve nesle saldıranlardan geri alma ve yeryüzüne varis olma günüdür. Ve bugün zalimin zulmettiği günden daha çetin olan intikam günüdür. Bugün gözlerin yerinden fırlayacağı hesap günüdür, hainlerin, münafıkların, zalimlerin ve habislerin kinlerinden geberecekleri gündür.

Bugün hem kıştır hem bahardır. Zulmün ekinlerinin solduğu, tarlasının tar-u mar edildiği, hayallerinin suya gömüldüğü, silahlarının tesirsiz kaldığı, tuzaklarının çökertildiği zemheridir bugün ve onca asır zulümden dolayı maneviyatları çökmüş, ruhları susuz çöle çevrilmiş, bahçeleri viran edilmiş, gülleri sökülmüş, gönülleri yaban otlarının, dikenlerin istilasına uğramış mazlumların, donmuş, hareketsiz bedenlerinin ısındığı, cansızların can bulduğu, umutsuzların umuda kavuştuğu, nurun yağmur misali yağıp bağlarını bahçelerini yeşerttiği baharın habercisi kutlu bir gündür. Bugün bizim günümüzdür.

Bizden olanların sevindiği, bizden olmayanların üzüldüğü, hırslandığı, öfkelendiği gündür bugün. Bizden olan imama itaatin farz olduğu, bizden olmadıkları halde ulul emr olmaya çalışanlara isyanın imanın şartı haline geldiği gündür bugün. Bugün, küfrün bütünü ile imanın bütününün karşı karşıya geldiği gündür, hakkın batıldan ayrıldığı, nifağın maskesinin düştüğü gündür. Münafıkların “Allah-u Ekber”leri ile müminlerin “Allah-u Ekber”lerinin hesaplaştığı, kınayanlar ile kınananlar arasındaki farkın ortaya çıktığı gündür bugün. Siyonizme her gün dost olup, “ihtiyacımız var”, “başlarına bir iş gelse ilk biz yardıma koşarız”, “meşru bir devlet” deyip her türlü ticareti gerçekleştirenlerin anlayabilecekleri, kabullenebilecekleri, katılabilecekleri, kutlayabilecekleri bir gün değildir bugün. Çünkü bugün, dün yapılanların hesaplarının sorulacağı gündür.

Bugün Kudüs Günü’dür. Bugün kıyam günüdür. Diğer mübarek gecelerin tümü insanı secdeye çağırırken bugün bütün insanlığı kıyama çağırmaktadır. Kıyamı olmayanın secdesi makbul değildir çünkü. Bütün ibadetlerin özüdür kıyam. Bütün ibadetler eylem gerektirir, harekete geçmeye mecbur kılar abidi. Kudüs Günü de insanlığı kıyama çağırır ki diğer bütün günlerindeki secdeleri makbul olsun. Başkaldırmayı emreder ki baş eğmenin kıymeti olsun. Miraca çıkmak için Kudüs’e uğramak farzdır bu yüzden. Kudüs’süz miraç olsaydı Resulullah s.a.a. Mekke’de çıkardı arş-ı alaya zaten. Öyleyse kalbiyle Kudüs’e yönelmeyenin, bedeniyle Kabe’ye yönelmesinin hiçbir değeri yoktur Allah c.c. katında. Çünkü namaz müminin miracıdır. Ve dediğimiz gibi Kudüs, miracın başkentidir, merkezidir, burağıdır.

“La” demeden “illallah” demenin peşinden koşup, nefislerini ilahlaştıranları Allah’a c.c. ortak koşanların anlayabilecekleri bir hakikat değildir bu. Onlar Allah c.c. emrettiği için(!) namaz kılarken, putları emrettiği için her türlü pisliği, çirkinliği, şeytanın işlerini, içkiyi, kumarı, faizi, fuhşu ve hepsinden daha kötü olan zalimlerle beraber olmayı meşru bilirler. Bu yüzden onların tevhidi yarımdır ve zaten o tevhid, tevhid değildir hiç bir zaman. Onlar, dilleriyle iman edip kalpleriyle küfre girerler ve yine bu yüzden dilleri mazlumlardan yanadır, kalpleri zalimlerin elindedir, ellerindeki kılıçlar da zaten aynı zalimlerindir. Çünkü onlar, “kendilerini gördüklerinde biz de sizin gibi iman ettik” diyenlerin sözlerine kanarlar ve belki de kanmak isterler bütün sofuluklarıyla(!) dünyalıklar elde etme umuduyla. Çünkü onlar, bu dünyada gecekonduda da otursalar ahirette saray sahibi olmak için burada saray sahiplerinin dininde olmaları gerektiğine inanırlar.

Çünkü onlar, küfre, nifağa ve zulme karşı direnmekten korkarlar. Ama küfür, nifak ve zulmün emriyle mazlumlara karşı diş bilerler. Çünkü onların gözleri vardır görmezler, kulakları vardır duymazlar ve kalpleri körelmiştir. Bu yüzden anlamazlar, akledemezler. Dillerinin ötesine geçmeyen, zaten yüreklerine inemez. Fitne için hazır ederler ruhlarını, kalplerini. Nifağın huzur bulduğu beldeye çevirirler benliklerini. Bunların hakkı bilmesi, haktan yana olma, mazlumu savunup, zalime kıyam etmesi beklenemez tüm bu sebeplerden dolayı. Bunların tek bir ibadeti vardır o da secde etmektir hem de kime ve neden olduğunu bilmeden, sormadan, sorgulamadan. Namaz bunlardan şikayetçidir, oruç bunlardan muzdariptir. Zaten miraç gibi bir kaygıları yoktur ve doğal olarak Kudüs gibi bir dertleri de bulunmaz. Kudüs en fazla turistik bir gezinin sıradan bir durağıdır. Mescid-i Aksa’da çektikleri selfi kadar müslümandır bunlar. Ötesi boylarını aşar.

Musa’nın a.s. yanında olsalar “sen git Rabbinle onlarla savaş” derler, yetmezse “Firavunun yanında karnımız doyuyordu” diye şikayet ederler, bıldırcın ve kudret helvasını bulduklarında bunar, “biz soğan sarımsak istiyoruz” diye ortalığı velveleye verirler. Bir “buzağı” görmeyiversinler hemen dini imanı bırakır, içlerindeki peygamberi dinlemeyip “okun yaydan çıktığı gibi” dinden çıkıverirler. Ve emin olun ki Kızıldeniz’de ilk önce bunlar boğulurlar. Talut’un yanında olsalar nehirden geçerken kana kana içerler, Nuh’u a.s. görseler “alay ederler”, Lut’un a.s. devrinde şehvetlerinden kudurur O’na a.s. hücum ederler. İbrahim’i a.s. duysalar Nemrut emretmeden odun taşır ateş yakarlar, Resulullah s.a.a döneminde ise yoluna diken döker, üzerine pislik atarlar. İmamlar a.s. dönemindeki katillerin tümü bunlardandır zaten, bunlar ile hayat bulur saraylar.

Bu yüzden bunlar Kudüs’ten de Kudüs gününden de biganedirler. Bilmezler o günü ve hakikatini ve onu ilan edenin yüceliğini. İdrak edemezler veya etmek istemezler bugün kıyam etmenin bir ömür secde etmeden daha efdal olduğunu. Nafilelerle nafile şekilde uğraşıp farzların ortadan kalkışına sessizdirler ya, her kandil gecesinde sabaha kadar günah çıkarsalar da günahın kökünü kazacakları günde uyuklarlar. Kudüs bunların değildir ve bu yüzden Kudüs günü de bunların günü olamaz.

O halde bilinmeli ki Kudüs bizimdir ve gün bizim günümüzdür. Biz ki 40 yıl önce asırların zulmünü yerle yeksan eyleyip dini süreyya yıldızından yeryüzüne  indiren İmam’ın a.s. muhipleriyiz. Biz ki daha baştan bütün ayrılıkları ortadan kaldırıp yeryüzünün neresinde bir mazlum varsa onu kardeş bilenleriz. Biz ki, “Ey dünya mustazafları! Ayağa kalkın” diyen İmam’a a.s. lebbeyk diyerek dünyamızı ahiretimize kurban etmişiz, bu uğurda sekiz yıllık savaş başta olmak üzere kırk yıldır mazlumların bulunduğu bütün cephelerde onları korumak için can veren şehitleriz, kan döken gazileriz, dua eden muvahhdileriz, biz ki Filistin’i, Kudüs’ü siyasi kıblemiz olarak telakki etmişiz ve kıblemiz kurtulmadan kurtulamayacağımızı bilmişiz, biz ki geçmişten ibret alıp bugünün Ali’sini yalnız bırakmamışız, emrine tabi olmuşuz, nuruna meftun olmuşuz, biz ki ister babalarımız, çocuklarımız, kardeşlerimiz ve aşiretimiz olsun Allah’a c.c. ve Resulüne s.a.a. başkaldıran kimselerle ne sevgi bağı kurmuş ne dostluk geliştirmişiz, bu yüzden Allah c.c. kalplerimize imanı yazmış ve bizi kendinden bir ruh ile (Ruhullah ile) desteklemişve cennetini vaad etmiş ve bizden razı olmuş böylece bizi Hizbullah kılmış, bilinmeli ki ne Kudüs’ü yalnız bırakırız ne de siyonizmin nefes almasına müsade ederiz.

Ne vazgeçeriz bu davadan ne de suskunluk illetine müptela oluruz. Bir bayram gibi karşılarız bugünü ve bugünü sahiplendiğimiz için başımıza gelebilecek olanları. Bugün bizimdir, bizim kıyam günümüzdür çünkü. Bugün bütün mazlumların bütün zalimlerle yüzleştiği gündür. Bugün, beyaz ipin siyah ipten ayrıldığı gündür. Nifağın yeşilinin, hakkın sarısının karşısında boyun eğdiği gündür. Öyleyse bugünü ihya edin. Çünkü bugün Kudüs’ün günüdür…

siyasetmektebi.com

Etiketler

İlgili Makaleler

2 Yorum

  1. Bir fotograf var … ekranlarından çekilmiş, başının üzerinde Allah yazan onun üzerinde ışıklardan nurlar saçan önünde tüm …. ….nın el pençe durdugu … fotosu, karakterinizi bildigim için o fotoyla ilgili yazmanızı bekledim ama hayal kırıklığı yaşadım yazmadınız, o foto neyin ilanıdır

    1. Öncelikle belirtelim ki yazdıklarımızın kaynağı karakterimiz değil inancımızdır. Sırf kendi nefsimizden dolayı kimseyi eleştirmiyor veya sevmiyoruz. Allah c.c. için sevip Allah c.c. için buğzetmeye çalışıyoruz.
      Ve bunu yaparken planlı hareket ediyor, mücadelelimizin sürekliliğini de dikkate alıyoruz.
      Bu yüzden sizin istediğiniz türden bir yazı bu sayfalarda yok diye hayal kırıklığı yaşamamanız gerekir. Çünkü bazen başka yazılarda yazılması için bazı konulara direkt değinmemek gerekir.
      Ayrıca sizin istediğiniz türden analizler bazı yazılarımızin içeriğinde belki de vardır. Biraz daha dikkatle bakarsanız görebilirsiniz.
      Son olarak siz zaten yaşananın ne manaya geldiğini anlamış durumdasınız. Bizim ayrıyeten izahımıza belli ki ihtiyacınız yok. Allah’a c.c. emanet olun…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

 
Başa dön tuşu
Kapalı