Gündem AnalizSon Yazılar

GÜLE GÜLE BEYAZ SARIKLI SEYYİD…

Bu sefer çok uzatmayacağız. Zaten ortada herkesin gözü önünde yaşanmış bir hayatı izaha çalışmayacağız. Birçoğumuz rahat koltuklarımızdan kalkmadan devrimcilik oynarken ömrünü bu yolda harcamış, basiretiyle oyunları bozmuş en önemlisi de hayatı boyunca zamanının İmamını tanımış ve her daim yanında yer almış bir devrimci için bizim cümlelerimiz kifayetsiz kalacaktır. Hele bu devrimci hem muvahhid, hem muttaki, hem alim, hem mücahid ve hem de kahraman olunca bizim böyle bir hayatın sahibini tanıtmaya yetecek mecalimiz de zaten yoktur .

Bu yüzden İmam’ın 59 yıllık dava arkadaşı, yoldaşı ve itaatkâr askeri Haşimi Rafsancani’nin, biz sadece “Haşimi”liğine dikkat çekebiliriz ancak. Biliyoruz isminin soyuyla alakası yoktur ama biz bütün eylemlerinin, duruşunun, mücadelesinin ve saf tutuşunun Resulullah’ı (s.a.a.) ve İmamları (a.s.) yalnız bırakmayan “haşimi”lerle eşdeğer olduğunu düşünmekteyiz. Fitnelerin en azgın devirlerinde bile varlığıyla ve bulunduğu safla İmam’a yöneltilen saldırılara kendini siper eden Rafsancani’ye “Haşimi”lik o kadar çok yakışıyordu ki bu isim tesadüfe yer olmayan bu alemde tesadüfen ona layık görülmemiştir zannımızca.

Ayrıca “Selman biz ehl-i beyttendir” buyuran Resulullah’ın (s.a.a.), ehl-i beyt’in yolunda aşkla, şevkle ve sarsılmadan, hiçbir kınayıcının kınamasından korkmadan, dimdik yürüyenleri soylarına, ırklarına bakılmaksızın kendisinden ve soyundan saymasına binaen biz de diyoruz ki her ne kadar beyaz sarıklı da olsa ehl-i beyt’ten, seyyidler ordusundan idi “Haşimi” Rafsancani. O’nun (r.a.) beyaz sarığına sahip olamayan nice siyah sarıklının İmam’a, İnkılaba, velayet-i fakihe ve direniş cephesine saldırdığı bir dünyada O (r.a.) hayatı, yüreği ve imanı gibi tertemiz beyaz sarığı ile soyca olmasa da bizim nazarımızda manen ve fikren seyyid idi.

Sorumluluklardan kaçanların, zamane zalimlerine boyun eğenlerin, o zalimlerin kapılarında ekmek dilenenlerin çatallı dilleri ile bu “beyaz sarıklı seyyid”e saldırmaları, ne O’nun (r.a.) çilelerle dolu geçmişine leke sürebilirdi ne de İnkılabın ve İmam’ın ihtiyaç duyduğu her anda meydanda hazır bulunduğu gerçeğini ortadan kaldırabilirdi. Çünkü O (r.a.) İmam’ın kendisi için buyurduğu gibi “devrimciydi” ve devrimci olacak son nefesini verdi. Ömrü boyunca nice zulmü, nice fitneyi ve nifağı devirdi. Büyük şeytana dahi tabiri caizse “pabucunu ters giydirip” onu rezil rüsva eyledi. O (r.a.), İmam için, basireti ile Ammar, şecaatiyle Malik Eşter, siyasi dehasıyla İbn-i Abbas gibiydi.

Ve şimdi dar’ul bekaya hicret etti. Geride kendisinin de büyük emeği olan koca bir inkılap bırakarak ayrıldı aramızdan. Tüm yeryüzüne yayılan ve zulmü yeryüzünden def etmek için savaşan bir direniş cephesinin oluşumuna katkı sağladıktan sonra gönül huzuru ile canı terketti bedenini. Vahdet düşmanlarına amansız darbeler vurup ellerindeki bütün silahları tesirsiz hale getirdikten sonra görevini ifa etmiş bir kul olarak vardı huzura. Ve inşallah “Ey mutmain olan nefs! Rabbine dön (Allah’tan) razı olarak ve Allah’ın rızasını kazanmış olarak! O zaman, kullarımın arasına gir. Ve cennetime gir.” Fecr 27-30) ayetinin muhatabı olarak değişti dünyasını.

Biz de her daim gülen yüzüne şahit olduğumuz “Haşimi” Rafsancani’yi (r.a.) uğurlarken diyoruz ki “güle güle ey beyaz sarıklı seyyid.” Selam söyle Resulullah’a (s.a.a.), İmamlara (a.s.) ve İmam Humeyni’ye (r.a.) bizden ve bil ki senden sonra da biz “Ali’ye Selman olacağız.” Yalnız bırakmayacağız Ali’yi. O’na uzanan dilleri lâl edeceğiz, elleri keseceğiz. O’na lebbeyk diyecek her hücremiz ve O’nun yolunda feda olacak bütün varlığımız. Gözün arkada kalmasın ey “Haşimi”, ey “beyaz sarıklı seyyid…”

siyasetmektebi.com

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

 
Başa dön tuşu
Kapalı