HasbihalSon Yazılar

BİLGİDEN BİLİNCE YOLCULUKTA 2. YIL…

bilgiden bilince yolculukta 2. yıl...

Alemlerin rabbi olan Allah’a sonsuz hamd, O’nun (c.c.) Resulüne (s.a.a.) ve Resulünün (s.a.a.) pak ve tahir Ehl-i Beyt’ine (a.s.) sonsuz salat-u selam olsun ki, “bismillah” diyerek başladığımız yolculuğumuzun 2. yılını tamamlamış bulunmaktayız. Ve bu 2 yılda 200’ün üzerinde yazı yayınlayarak her hafta ortalama 2 yazı ile karşınıza çıkmayı başarmanın sevincini yaşamaktayız.

Yazımızın hemen başında belirtmeliyiz ki “her hayrın başı” olan “bismillah” ile 2 yıl önce yola çıkarken bu yolun ne kadar uzun olacağını veya çabalarımızın sonucunun bizleri nerelere ulaştıracağını pek düşünmedik. Sadece mücadele meydanında boşluğunu farkettiğimiz bir alanı kendi çabamızla gücümüzün yettiğince doldurma gayreti ile harekete geçtik. Ki geçtiğimiz 2 yıl süresince özellikle içinde yaşadığımız coğrafyadaki kardeşlerimize hitap edecek bizimki gibi bir sitenin mevcudiyetinin (en azından bizim bildiğimiz kadarıyla) olmaması, sitemizin ilgiyle karşılanmasına vesile oldu.

Bu süreçte elbetteki bazı eleştirilere maruz kaldık. Tevveccühün yanında sitemlerin de muhatabı olduk. Bilgi vermemekle suçlandık. Aşırı gitmekle itham edildik. Ama özellikle “Mısır’ın Mur”sisi” başlıklı yazımızla geniş bir kitleye hitap etmeye başlayan sitemizdeki öngörülerin ve ileri sürülen fikirlerin haklılığını zaman hem bizlere hem de bizleri eleştirenlere gösterdi. Ayrıca “Seçin” dönemleri ile ilgili yazdıklarımızda ve tarihten alıntılarla bugünü yorumladığımız yazılarımızda beyan ettiklerimizin de isabetli olduğuna inat ehli olmayan bütün takipçilerimiz şahit oldu. Çünkü yazdıklarımızın hiçbiri bize ait olan veya kendi kendimize ulaştığımız fikirler değildir. Bütün doğrular içinde yetiştiğimiz mektebe aittir ve bu mektebin hata yapma olasılığı dahi yoktur. Çünkü bu mektep Mehdi (a.f) inkılabının mektebidir ve İmam (r.a.) tarafından bu devirde tekrar diriltilmiştir. Bu mektep İmam Hamaney’in nuruyla yolunu bulmakta ve doğru yolda O’nun rehberliğinde ilerlemektedir. Bu yüzden yazdıklarımızın arkasında sonuna kadar durmaktan ve bundan sonra yazacaklarımızda da doğruların mektebe, yanlışların ise bize ait olduğunu beyan etmekten çekinmemekteyiz.

Bu noktada belirtmek gerekir ki her türlü bilgiye ulaşmanın gayet kolay olduğu bir dönemde kitap yüklü merkeplerin meydanı doldurduğunu gördüğümüzden ve bilginin bilince dönüşmesinin zaruretine inandığımızdan dolayı, ilk baştan itibaren sitemizin mantığı bilgi vermek değil, bilgiyi bilince dönüştürmek oldu. Bu yüzden yukarıda bahsettiğimiz gibi bilgi vermemekle ilgili eleştirileri sitenin mantığının kavranamamasına yorumladık. Alışılagelmiş siteler gibi kopyala yapıştır yapmadan, bu konulara ilgi duyan herkesin bildiğini düşündüğümüz bilgileri, kendi mektebimizin süzgecinden geçirerek bilinç olarak sizlere sunmanın daha değerli olduğuna inandık. Ama yazdığımız her kelimenin ve her cümlenin de bir kaynağı olduğunu, dileyenlerin internet üzerinden bile bu bilgilere ulaşabileceğini, ulaşamayanlara ise eğer isterlerse kaynakları sunabileceğimizi daha önce de yazdık. Ve yine tekrar ediyoruz ki bizim işimiz bilgi vermek değil, eldeki bilgilerle siyasi bilincin oluşum sürecine katkı sunmaktır.

Yazılarımız bizi eleştirenler tarafından dahi “edebiyatınız güçlü” tarzında övgülere layık görüldüğü halde, yazı stilimiz kimi zaman bazılarını rahatsız etti. Tatlı rüyalara dalıp, ayet ve hadislerle rüya alemindeki “suya sabuna dokunmayan” rahat yaşamlarını sürdürme gayretinde olanların, kendilerine yönelttiğimiz eleştirileri, özellikle takip ettiklerini iddia ettikleri Masumlar’dan (a.s.) örneklerle dile getirmemiz bazen canlarını sıktığı için, bu sayfalarda uzun uzadıya tartışmaların başlamasına neden oldu ama biz Şehit Ali Şeriati’nin de misyonunu açıkladığı sözünde beyan ettiği gibi “rahatsız etmeye geldik” ve verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı da asla pişman değiliz. Çünkü narkozlanıp organları çalınan ümmetin, “bir vücudun azaları gibi” olma özelliğini yitirdiğini ve her sözlerini hadisler ile delillendiren(!) mürekkep yalamışların, zalimlerin elindeki neşter misali ümmetin organlarını birbirinden ayırdığını müşahade etmekteyiz. Öyleyse saray sahiplerinin emrinde olanlarla, saray yıkanların takipçilerinin ayırt edileceği uyanma süreci tamamlanana kadar mücadelemize elimizden geldiğince devam edeceğiz.

Velhasıl zulmün sistemleştiği diyarlardaki tüm bilinçli kardeşlerimiz gibi hem zulme hem de zulmü ayakta tutanlara karşı hep meydanda olmaya çalışacağız. Gücümüz yettiğince, dilimiz döndüğünce bilincimizi sizlere sunacağız. “İbadetimiz olan siyaset ile siyasetimiz olan ibadetimizi” hem dünya hem de ahiret saadetimiz için yaymaya uğraşacağız. Eğilmeyeceğiz, bükülmeyeceğiz. Mümine şefkatli, küfre şedid olacağız. Coğrafyalar üstü bir mektebin sınır tanımaz talebeleri olarak bizleri suskunlukla sınırlandırmaya çalışanlara aldırmayacağız. “Dinini sormadıklarımızın mezhebini umursamayacağız”. Zalime zalim, münafığa münafık, mazluma mazlum, hakka hak, haklıya haklı derken hiçbir kınayıcının kınamasında korkmayacağız. Yani çizgimizden taviz vermeyeceğiz ve İnkılaptan, İmam’dan, Hizbullahi yoldan ve Direniş cephesinden ayrılmayacağız.

Bu vesileyle, eskisi gibi düzenli ve sürekli yazamayacak olsak bile özellikle gündeme dair yazılarımızı sizlere sunacağımızı beyan ederek sitemizle ilgili görüş, öneri ve eleştirilerinizi bu yazımızın altına veya sosyal medyadaki hesabımıza yorum atarak bildirmenizi rica ediyoruz. Beklentilerinizi ve görüşlerinizi bizlere iletirseniz en azından çıktığımız yolda nereye ulaştığımızı, eksiklerimizin neler olduğunu veya neleri yaparsak daha çok kardeşimize faydalı olabileceğimizi anlamamıza vesile olursunuz. Şimdiden değerli yorumlarınız için teşekkür ederiz. Allah’tan (c.c.) ayaklarımızı bu yolda sabit kılmasını ve bizleri Öz Muhammedi İslam’ın yegane temsilcisi İslam İnkılabının ve bu inkılabın nurlu İmam’ının yolundan ayırmamasını dileriz…

siyasetmektebi.com

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

 
Başa dön tuşu
Kapalı