HasbihalSon Yazılar

BAYRAMDIR, BAYRAMIMIZ MÜBAREK OLSUN!..

Küfrü Yıkan Kahkaha

Sevinci ve huzuru ümmete çok görenlerin zulm ile musallat oldukları dünyada, imanın içinde gizlenen ümit tohumunun meyvesidir bayramlar. Gülmek için ağlatmayı marifet bilen zalimlerin elimizden almak için çırpındığı bu tohum, hangi ahval ve şartta olursa olsun üstümüze çökmek için bekleyen karanlıkları aydınlatan nurani meşaledir. Öyle bir ateştir ki yerleştiği gönlü yakmaz, aydınlatır ama hakkın düşmanlarının çehresini karartır, yüreklerini yakar ve zaten susuz ve çorak olan benliklerini hasret diyarının çöllerine gömer. Kin ve öfke girdabına düşenlerin gördüklerinde parmaklarını ısırdığı bu nur, mazlumların “kökü ezelde olan dalları ebede uzanan” umududur. Dünyaya ve dünyalıklara sırtını dönenlerin yüzlerini döndükleri kurtuluş yolunun mükafatıdır. Esareti terbiye edenlerin şeytanları esir edindikleri aydan sonra ulaştıkları ilahi zaferin, nihai zafere dönüşeceğine dair aldıkları müjdedir. Rableri (c.c.) katında rızıklandırılmak için sıraya girenlerin, Rableri (c.c.) tarafından bu dünyada kendilerine ödül olarak sunulan rızıklardır. Ki her bayram, kutlamasını bilen için asıl bayrama ulaşmanın aracıdır. Her bayram, kurtuluşun öncü kuvvetidir.

Tüm habislerin, süfyanın önderliğinde vahdete ulaşıp yeryüzünün her bölgesinde mazlumlara yönelik açtıkları savaşta ilk hedefleri o mazlumların kurtuluşa dair içlerindeki umutları olduğundan, bu zalimler önce umudun köklerini kesmek için yüreklere ümitsizlik ekmeye ve onları çaresizliğe müptela bırakmaya çalışmaktadırlar. Bunlar, hep olumsuzlukların baş köşeye alındığı gündemler ile yayarken ümitsizliği, sevince ve sürura dair ne varsa çalmak istemektedirler ümmetin ve mazlumların elinden. Öyle bir hava oluşur ki artık sevinmek suçtur, gurur duymak suç. İzzet, zillet diyarının aranan kaçağıdır. Onur, şahsiyetsizlerin en büyük yasağıdır. Dik duran boyun, artık kesilmek için olgunlaşmış ekin gibidir ve görüldüğü yerde derilmelidir ki diğer boyunlarda dik durmanın akıbetinden haberdar olsun. Gülmek, gözyaşı ile beslenenlerin aşına katılan zehirdir. O da yasaktır. Tek geçerli ünlemdir ah-u eyvah. Hüsran, yarasaların inidir. Orada kurarlar evlerini ve oradan beslenirler uzak kalarak nurdan.

Bu yüzden bayramlar, sakıncalı günlerdir zalimler için. Çünkü bayramlar, yeşeren umutlardır. Meyve veren izzettir, şereftir, onurdur. Bayramlar, karamsarlığın ve suskunluğun celladıdır. Dirilişin muştusudur bayramlar toprağa gömülen ölü bilinçler dünyasında. Bayramlar emeğin ve çabanın karşılığı olduğundan, emeksiz ve çabasız zaferin gelmeyeceğinin de kanıtıdırlar ve böylece teşvik ederler durağanlaşmış ruhları harekete. Her çabanın sonucu bayramdır zaten. İyiye doğru atılan her adımın menzilidir bayramlar. Sonuç ne olursa olsun, değerli olan eylemlerin mükafatıdır bayramlar. Ki harekette bereket vardır. Ve bayramlar bereketin kendisidir zaten.

Ve bayramlar ile yıkılır baykuşların viraneler üzerinde kurdukları saltanatları ve virane sakinleri mamur olan beldelerden ayrılırlar zillet ehli olarak. Hikayeler ve masalların “usta”ları, saklasalar da ümidi kaf dağı arkasına, huzurun ve barışın çocukları bir bayram günü getirirler onu halkın arasına. Ne zaferler şeytanların esiri olur artık ne de kahır mazlumların taşımak zorunda oldukları yük olur. Bükülmüş bellerin ve zayıf bırakılmış bedenlerin damarlarına girdiğinde direnişin taptaze kanı, hücrelerden başlar mazlumların bayramı. Yeryüzü yeşillenir, mavilenirken gökyüzü. Silinir benliklere çizilmiş olan karakalem yeis. Ve sürur tutar ellerinden hakikatin, beraber otururlar kalbin tahtına.

Küllerinden dirilen zümrüd-ü ankanın kanatlarından toprağa doğru süzülen yeni başlangıçlar olur bayramlar, hakka olan güvenini yitirmedikleri için zulme olan kinlerini sinelerinde büyütenlerin yurdunda. Bunlar, gülerek kazandıkları zaferleri bayram diye sunarlarken mazlumlara, gülmenin gücünün karamsarlığın gücünden kat be kat fazla olduğunu ispatlarlar ağlatırlarken zalimleri. Varlıkları ile karartırlar karanlığın askerlerinin dünyasını ve varlıkları yok eder yokluğu zulm ile dayatanları. Tehditlerin dünyasında cesaretin neferleri olarak korkusuzca dolaşanların hediyesi olur bayramlar günleri geceye dönmüş garibanlara. Nice mescitler yıkarlar “geleceksen gel” diyerek ve Mevlana’ya ilham verirler babayiğitlikleri ile. Savaşın şeklinin önemi yoktur, yumuşak veya sert, soğuk veya sıcak farketmez. Ayakları sabittir yağarken üzerlerine sabır yağmuru ve geniştir gögüsleri bağı çözülmüş dilleri ile hakkı haykırırken zalimlerin yüzüne.

Bayramın çocuklarıdır bunlar ve bayram bunların çocuklarıdır. Hangisi diğerini müjdeler bilinmez ama birinin olduğu yerde diğeri de olur illa. Cesaretin olduğu yerde izzet, imanın olduğu yerde ihlas, basiretin olduğu yerde zaferin olduğu gibi. Aynı kökün dallarıdırlar. Biri diğerinin mücessem halidir ve ayak bastığı her yere esenlik getirir. Konuşan Kur’anın takipçileri kitabın tefsirini yapar halleri ile ve bayram gelir onlar ile. Neşe ve ümit kaynağı olurlar hakikatın kaynağından doyasıya içtikleri için ve attıkları kahkahalar füzelerden daha tesirli olur saplanırken zalimlerin yüreklerine. Sürgün ettikleri zillet ile hüzün onların elleri ile taşınır batılın diyarına. Kudurmak “kaderleri olur” yok olmaya mahkum olanların. Ve bayramlar çifter çifter gelir ahir zamanın sahibinin temsilcilerinin çabaları ile.

Bakmayın siz başka coğrafyalarda mazlumların akan gözyaşına. O gözyaşları zaten büyütür zafer tohumlarını ve bayram o tohumların meyvesi olarak gelecektir onlara. Bayramın sahiplerine olan bağlılıkları kadar hak edecekler bayramı ve sunulacak onlara da yeri ve zamanı geldiğinde kurtuluşun anahtarı. Yeter ki geçsinler imtihan dünyasının zorluk dolu tarlasından ve ulaşsınlar hakkın bahçesine. Yeter ki sabır azığını doyasıya yerken dirensinler zalimlere, bayramın baharı ulaşacaktır elbet o diyarlara da. Ki bayram onca şehidin kanı ve mazlumun gözyaşıyla zuhur etti bu zamana.

Ve bizler tarihi yeniden yazanların bayramı yeniden ihya ettiği günleri idrak etmekteyiz bu asırda. Ceddi gibi bayram namazı kıldıranların, ceddi gibi sarstığı tahtları müşahade etmekteyiz. İtibarı şaşaada arayanların hallerine bakıp gülenlerin sadelikleri ile kazandıkları zaferin bayramıdır bugün bütün mazlumların canına can katan. “Zarif”çe bir mücadele ile hakka itaat eden erlerin, çabalarının nelere kadir olduğunun ispatıdır zilleti kurtuluş olarak kabullenen zalimler. Tehditler diyarının çakallarını kuzuya çeviren gülümsemedir bizlere bayram diye sunulan ve bu gülümseme güller açtırmaktadır yüreklerimizde. Küfre karşı şiddetli olmanın yeni bir tarifi yapılmıştır bu bayramda ve bu şiddet gülme ile sergilenmiştir kin ve garaz ehline. Kâle alınmayanların kâle alınmak için çabalarına şahit olmuştur insanlık ki bunlar önceleri insanlığı kâle almazlardı da kimsenin itiraza mecali yoktu. Ceplere giren eller kesti hakka uzanan elleri ve dik durup göğe bakan gözler deldi karanlığın perdelerini.

İmamın varlığının yetiştirdikleri, İmamın hedeflerine ulaştılar bu bayram günü ve bayram bayram oldu yeniden. Bir coğrafyanın zaferi bütün arzın zaferi olmak için büyüdü. Bire yediyüz veren tohumun ürünleri saçıldı bütün aleme ve bayram alemin bayramı oldu artık. Kalbin huzur kapladı diğer organları da, beden sıhhat buldu kalp tekrar atınca. Ve bu yaşadığımız sıkıntılar hep nekahat döneminin geçici sıkıntılarıdır bugün. Gelip geçici hüzünlerdir, kalıcı olan hakikate gönül verdiğimizde karşılaştıklarımız. Tıpkı geçici yenilgilerden sonra gelen zaferler gibi.

Bu yüzden bayramı kutlamanızı istemeyenlerin aksine kutlayın bayramlarınızı. Zehir etmelerine müsade etmeyin felaket tellallarının aşınızı. Bu bayram sizin bayramınızdır. Bu zaferler sizin zaferleriniz. Gün sizindir zaman sizin. Kahır, hüzün ve zillet zalimindir, sevinç, neşe ve huzur sizin. Ümit sizindir yeis onların. Yıkın umutlarını kahkahalarınızla, yakın yüreklerini coşkunuzla, şevkinizle, azminizle, aşkınızla. Bilin, idrak edin ve emin olun ki; bayramdır. Bayramımız mübarek olsun!..

siyasetmektebi.com

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

 
Başa dön tuşu
Kapalı