Pazartesi , 20 Kasım 2017
Son Yazılar

Buradasınız: Anasayfa / Ehl-i Beyt / SİZ SUSUN, HÜSEYİN (a.s.) KONUŞSUN ARTIK…

SİZ SUSUN, HÜSEYİN (a.s.) KONUŞSUN ARTIK…

siz-susun-huseyin-a-s-konussun-artik

Ömrü suskunlukla, zilletle geçenler sussunlar artık. Aşura’da hak ile batılı, zillet ile izzeti karıştırıp “aşure” hazırlayanların lâl olsun dili. Varlıkları ile zalimlerin saltanatlarını pekiştirip, saraylarını şereflendirenlerin(!) “aşura”yı değersizleştiren masallarının gelsin sonu ve bu meddahların tarihe gömdüğü Hüseyin’in (a.s.) yankılansın sesi semada. Dalkavukluğun mezhebini icad edenlerden değil O’ndan (a.s.) öğrenelim kıyamının sebebini ve kimlere karşı nasıl davranmamız gerektiğini. O’na (a.s.) soralım Yezid’i (l.a.), Kerbela’nın yönünü o tarif etsin bize, o çizsin sınırlarımızı. Saray kapıkullarının iki büklüm olduğu diyarlarda O (a.s.) doğrultsun belimizi, nur olsun girsin kalbimize ve parlatsın “zulme rıza”dan kararan yüzlerimizi. 10 günün nasıl asırlara eşdeğer olduğunu O (a.s.) anlatsın, bir çölün ortasında umutlar nasıl yeşertilir O (a.s.) öğretsin. O (a.s.) tanıtsın hakkı bize ve O (a.s.) düşürsün süfyanilerin maskesini kendi kanını bizim damarlarımıza zerk ederek.

“Heyhat” ile bir devrim nasıl gerçekleşir O’na (a.s.) soralım, ölüm nasıl yüklenir hayatı O’na (a.s.) bakarak ibret alalım. Mirasyedilerin O’nun (a.s.) şehadeti üzerinde kurdukları devranlarını yıkmayı, yine O’nun (a.s.) sözlerindeki hikmeti kavrayarak başaralım. O’nu (a.s.) kurtaralım zulmün bugünkü tarihini pembe kalemler ile yazanların elinden ve gömdükleri mezardan çıkaralım. Yezid’i (l.a) ve Hüseyin’i (a.s.) “geçmişlerin masalı” gibi anlatıp, bugünün Yezidlerinin ömrünü uzatarak Hüseynilerin yetişmesini engelleyenlerin keselim dillerini ve ellerini Hüseyin’in (a.s.) mesajını muhataplarına aktararak. O zaman yırtılacaktır perde ve Yezid “çıplak kral” misali kalacaktır ortada. O zaman Hüseyni inkılabın güneşi aydınlatacaktır dünyamızı ve harabeler üzerinde ağıtlar yakan baykuşların geçecektir zamanı.

Ne demişti Hüseyin (a.s.): “Ey insanlar! Resulullah (s) buyurmuştur ki: Kim, Allah’ın haramını helal bilen, ahdini bozan, Resulünün sünnetine muhalif olan, kulları arasında günah ve zulüm yapan zalim bir yönetici görür de fiil ve sözüyle ona karşı çıkmazsa, Allah-u Teala onu da, o zalim yöneticiyi sokacağı yere (cehenneme) sokar.” Peki kimdir bunu yapan? Allah’ın (c.c.) haramlarını bugün helal kılan kimdir? Kimdir “helal hoş olsun” diyerek faizi meşrulaştıran, kimdir “biz daha çok içki fabrikası açtık” diyerek cürmünü ifşa eden, zinayı meşrulaştıran, İslami emirlerin içini boşaltan, yeryüzünün her noktasında ve bilhassa Suriye’de, Irak’ta, Yemen’de, zulmeden, zulmedenlere yardım eden kimdir? Kimdir Allah’ın (c.c.) düşmanlarına dosta olan? Ve bunca haramı, zulmü, cinayeti ve ihaneti işlediği halde böyle zalim bir yöneticiyi aklayanlar, allayanlar pullayanlar kimlerdir? O zalimin varlığını meşrulaştıranlar onun gittiği yere gidecek ise “bizden” olmalarının değeri nedir? Aynı mezhebin, aynı dinin mensubu olmaları neyi değiştirir? Kitap yüklü olmaları akıbetlerini düzeltir mi? Kurtarır mı Yezid’in sarayında “Hüseyin” diye sine vurmaları, gözyaşı dökmeleri onları?

Devam edelim…“Hak üzere amel edilmediğini ve batıldan da kaçınılmadığını görmüyor musunuz? Böyle bir durumda, müminin ölümü arzulaması yerindedir. Ben ölümü saadet, zalimlerle yaşamayı ise aşağılık biliyorum.” Buyurmuş Hüseyin (a.s.). Hakikaten görmüyor musunuz batılın kurduğu saltanatı ve kendi saltanatı uğruna “dar”a çektiği hakkı? Görmüyor musunuz batılın hakim olduğu sokakları ve hakkın derdest edilip susturulduğunu? Hangi sarayın olduğu coğrafyada hak özgür olmuştur? Siz ey Hüseyin’i (a.s.) yıllarca kendiniz için bize anlatıp duranlar! Hiç akledemiyor musunuz? Batıl için bunca mazlumun kanı akarken, haramlar helalleşirken, zulm ile abad olmaya çalışan zalimler mazlumlara efelenirken, hakkın düşmanlarının planları uğruna halkın maddi manevi varlıkları yağmalanırken siz hiç ölümü arzuladınız mı utancınızdan? Zalimler ile yaşamak ağır geldi mi size? Yoksa sarayın şatafatı mı mil çekti gözlerinize de hiç bahsetmez oldunuz bugünün zalimlerinden? Hüseyin’in (a.s.) hissettiğini hissetmiyorsanız, O’nun (a.s.) yaşadığı gibi yaşamaya çalışmıyor, O’nun (a.s.) mücadele ettiklerinin saraylarını süslüyorsanız, bu hadise göre siz kim oluyorsunuz?

Hüseyin (a.s.) konuşmaya devam ediyor ve diyor ki, “Eğer dünya hayatı bazılarının nazarında değerli sayılıyorsa, Allah’ın mükâfat evi (cenneti) daha yüce ve daha değerlidir.” Yani dünya yaşantısındaki rahatınızı bozmak istemiyorsunuz diye zalimin zulmüne sessiz kalıyorsanız bilin ki Allah’ın (c.c.) mükafatı daha yücedir. İzzetli olun, şerefli olun ve yalnız Allah’tan (c.c.) dileyin dileyeceklerinizi. Yezid (l.a.) gibilerinin kapılarını aşındırmaktan, onları huzurlu kılacak sözlerden, tavırlardan vazgeçin. Bu dünya hayatı zaten geçicidir. Bu dünya için zelil etmeyin kendinizi ve örnek alın Hüseyin’i (a.s.). Çünkü “eğer bu bedenler ölüm için yaratılmışsa, insanın Allah yolunda kılıçla öldürülmesi daha üstündür.” Yataklarınızda ölmek için öldürmeyin kendinizi, çıkarmayın gözünüzü, kesmeyin dilinizi, sağır etmeyin kulaklarınızı ve Hüseyin (a.s.) ile dirilin, kıyam edin, görün zalimlerin zulmünü, anlatın sesinizin ulaştığı herkese onların yaptıklarını ve duyun onların zulmünden dolayı inleyip ah-u efgan edenleri. Çünkü ancak o zaman hayatınızın değeri olur ve siz ancak o zaman değerli olursunuz hayatı yaratanın nazarında.

“Eğer İslam Yezid gibi bir önderin eline geçerse İslam’a veda etmek gerekir(fatihasını okumak gerekir)” buyurmamış mı Hüseyin (a.s.)? O halde anlatın “Yezid (l.a.) gibi bir önder” nasıl olur? İmam (a.s.) neden sadece Yezid dememiş de “Yezid gibi bir önder” diyerek mesajını şümullaştırmış ve çağlar üstü hale getirmiş? Kimlerin eylemleri Yezid’e benzemektedir ve bunlar İslam’ı nasıl tehdit etmektedirler anlatın bize. Madem ki İmam (a.s.) Yezid (l.a.) gibilerinin her dönem olacağını haber veriyor kimdir bu dönemin Yezid’i tanıtın bize. Saraydan başlayın mesela, Yezid’in sarayı nasıldı, kimler vardı orada? İsraf, haram, zulüm o sarayın sütunları değil miydi? Yok mu bugün öylesi? Kimler saray sahibi? Kimler israfın ihyacısı? Kimler zulmün padişahı söyleyin bize. Öldürmemek için dini ne yapmak gerekir ve ne yapmaktasınız Hüseyin (a.s.) gibi? Hangi meydanda yankılamakta sesiniz, hangi mazlumu sarmakta kollarınız, hangi zalimin uykusunu kaçırmakta varlığınız izah edin bize.

Evet…Hüseyin (a.s.) bizi “bize hayat verecek şeylere çağırmıştı ve bize düşen itaatti.”(Enfal 24). Kimimiz silkinerek çıksak da mezarlarımızdan, kimimize musallat olmuştu ölümün tarihçileri. Hep geçmişi geçmiş gibi göstererek çaldılar geleceğimizi, geçmişe çevirerek gözlerimizi bugünden öldürdüler basiretimizi. Bunlar Yezid’in (l.a.) sarayındaki mukaddesatçılar gibiydiler ki her çağda kesilen Hüseyin’in (a.s.) başına övgüler dizmekti tek maharetleri. Varlıkları ile kutsuyorlardı Yezid saraylarını tıpkı bugün gibi. Bu yüzden yoktur yukarıda ki suallere verecek cevapları. Islah olma dertleri de yoktur bundandır ve “öğüt verenleri sevmeyişleri” (Araf 79).

Olsun. Biz de Hüseyin (a.s.) gibi diyoruz ki: “Allah’ım! Sen biliyorsun ki, bizim tarafımızdan gerçekleşen kıyam, saltanat için yarışmak ve değersiz dünya mallarından bir şeye ulaşmak için değildir. Senin dininin (öğretilerini) öğretmek, ıslahat yapmak, mazlum kullarına emniyet ve güvence kazandırmak, İslam’ın farzları ve Resulullah’ın sünnetleri ve hükümleriyle amel olunmasını sağlamak içindir.” Sen biliyorsun ya Rabbi yanan yüreğimizi. Hergün onlarca, yüzlerce kardeşimizi, mazlumu katlederken zamane Yezid’leri, susmayı, kabullenmeyi, rızayı yakıştıramıyoruz kendimize. Sen biliyorsun ki Hüseyni bir kin biriktiriyoruz zalimlere karşı ve Kerbela olan yeryüzünü savaşımızın mekanı telakki ediyoruz. Aşura’yı o kadar uzattın ki Sen nurunla, biz hergün onda yaşıyoruz. Bu yüzden saray sahibi “zinazade oğlu zinazadeler iki şeyden birini seçmemizi istiyorlar; ya kılıç ya da zillete boyun eğmek.” Ve biz de Hüseyin (a.s.) gibi haykırıyoruz “Heyhat! minnezzilleh!”

Bize “oraya gitmeyin, karşı gelmeyin” diyenlerin öğütlerinin dünyalıklar ile çepeçevre kuşatıldığını biliyor ve bu yüzden onları Hüseyin’in (a.s.) diliyle uyarıyoruz. “Ey Ebu Süfyan’nın oğullarına uyanlar! Eğer dininiz yok, ahiretten de korkmuyorsanız, en azından hür insanlar olun.” Hür insanlar olun ve hakkı haykırın, zulme kalkan olmayın, zalimi savunmayın, mazluma dil uzatmayın diyoruz. Çünkü Yezid’i yakan ateş O’nun yakınındakileri de yaktı. En azından çekilin önümüzden ve daraltmayın görüş alanımızı. Bu kıyam ki çağın Hüseynilerinin önderliğinde 37 yıl önce başladı ve 14 asır öncesinin intikamını “Lebbeyke ya Hüseyin” nidasıyla aldı, ne saray bırakacak yeryüzünde ne saray sahibi. Bilin ve terkedin Yezid’in safını…

siyasetmektebi.com

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.

 
Scroll To Top