Çarşamba , 20 Eylül 2017
Son Yazılar

Buradasınız: Anasayfa / Gündem Analiz / NE DARBEYDİ AMA!..

NE DARBEYDİ AMA!..

ne darbeydi ama

“Darbe mi yapalım, çay mı içelim” sorunsalı üzerinde düşünürken hayatlarının monotonluğuna son vermek ama en çok da sıkışan süfyanı sıkıştığı yerden çekip almak için, emirlerindeki ne olup bittiğini dahi bilmeyen gariban halkın gariban çocuklarını köprülere vs. çıkarıp, trafiğin sadece bir bölümünü kapatabilecek bir güçle gelen geçen araçların ve insanların içinde kendilerince darbecilik oynayan ve devirmek (!) için güya darbe yaptıkları süfyanın nerede olduğunu dahi bilemeyen(!), üç beş askerle koskoca devlet televizyonunu işgale kalkışan, süfyanın ve ekibinin habire çıkıp beylik laflar ettiği kanallara dokunmadıkları halde Cnn’in yayınını durdurmaya çalışan, 700 bin askeri, 200 bin civarında polisi ve 80 milyon nüfusu olan bir ülkeyi 5-6 yüz askerle ele geçirmeyi planlayacak kadar bonzai müptelası olan, halkı güya süfyandan kurtarmak için halkın üzerine halktan olmayan kiralık katilleri ile ateş açan ama süfyanın burnunun dahi kanamasına gönülleri razı olmayanların geçen geceki tiyatroları seyre değerdi aslında.

24 saattir sosyal medyada bu konuyla ilgili o kadar çok yorum paylaşıldı ki olayın tiyatral bir olay olduğu, kimin için bir “lütuf” olduğu, kim “bitti demeden bu olayların bitmeyeceği”, kimin ihanetlerinin bir anda üzerinin örtüldüğü, yeni vatandaşların ilk hizmetlerinin ne olacağı alenen ortaya konmuş oldu. Öyle ki süfyan mutluluktan dört köşe olmuş bir şekilde damadı ile tv lere çıkabiliyor, delikanlılık(!) taslayabiliyor, kefen mefen bir şeylerden bahsedip daha fazla puan toplayabiliyordu artık. Saray bir anda halkın külliyesi oluyor, oraya helikopterler saldırıyor ama bir tekinin dahi adam akıllı görüntüsü olmuyor, halkı sokağa çağıranların halka ilk hediyesi katliam oluyordu. Ses bombalarıyla kalplere korkular salınıyor, ezanlar, salalar ardı ardına yeni dinin ilahı için minarelerden yankılanıyordu ve hala yankılanıyor. Ki bu ezanlar artık dinin değil nifağın temeli haline geliyor, süngü olan minareler halkın göğsünde taşıdığı imanlara saplanıyordu. Kubbeler süfyanın başı üzerinde birleşip ona kalkan oluyordu. Mescidler “dırar”laşıyordu dün gece.

En az 100 “one minute” ve 10 “paralel” gücünde olan “darbe “masalı ile süfyan bir taşla kuş sürüsünü avlamayı başardığı için rahat nefes alıyordu artık. Kendisinden tiksinmeye başlayan halkı, kendisini başkomutan olarak görmek isteyen halka bir gecede evrimleştirme çabası yer yer başarılı oluyordu ama en çok da halk görünümlü çetelerin halkın evlatlarına olan zulmü besliyordu nefsini O’nun. Bu oyun O’na öyle bir fırsat veriyordu ki elini kardeş kanına bulaştırmayı istemeyen askerler ya katledilerek, ya derdest edilerek bertaraf ediliyor, bütün yargı sistemi onca beşeriliğine rağmen süfyan tarafından tekrar şekillendirilmek üzerine adeta lağvediliyordu. Güneydoğu’da süfyanın planlarını uygulamayan askerler cezalandırılırken halk süfyanın bindirilmiş kıtalarıyla bi-fiil karşılaşıyordu. Ellerinde palalar, silahlar, taşlar ile asker avına çıkan bu kahpeler, memleketin huzurunu onu halktan arındırarak temin etme planı için sokaklarda boy gösteriyordu.

Biz cambaza bakarken boşalan ceplerimiz, yara alan kalplerimiz, darbe vurulan kardeşliğimiz, yok olan huzurumuz gözümüzden kaçıyordu. Süfyan bütün “usta”lığıyla kendi zulmünü kendi mazlumiyetine temel olarak kullanabiliyordu artık. Bize ait olmayan uçaklardan, helikopterlerden halka ateş açılıp halk katledildikçe süfyan tv lerde mazlumu oynuyordu bütün zalimliğiyle. Bir tek yetkilinin dahi kılına zarar gelmeyen dünya üzerindeki yegane darbede, darbe yaptığından habersiz askerlerle, darbe yapanlara darbeyi yaptıranların düşmanı olan polislerin ve vatan millet bağı güçlü halkın kanı dökülüyordu sokaklarda. Ve süfyan küllerinden dirilip yeni derisi ve yüzüyle daha şedid bir zalim olarak arz-ı endam ediyordu. Sistemin parçası olan bütün muhalifler(!) demokrasi adına süfyana biatlerini ardı ardına sunarak sistemin bölünmez bütünlüğünün halkın canından, kanından ve evlatlarından daha değerli olduğunu ilan ediyorlardı.

Buraya kadar olan her şey normaldi ve geçtiğimiz 24 saatte izlediğimiz tiyatrodan da ancak bunlar beklenirdi. Ama bizler açısından anormal olan süfyana muhalif görünen bilimum dernek, mezhep, stk vb. oluşumlara bağlı, yazar, çizer, kanaat önderi geçinenlerin bin bir bahanenin ardına saklanarak yaşadıkları “u” dönüşü oldu. Bunlar “bi halt edip kendisine muhalif görünmek zorunda kaldıkları” süfyana olan tabiyetlerini sunmak için sanki böylesi bir tiyatroyu bekliyormuşcasına, buldukları mala mağribileri kıskandıracak kadar öyle içten sarıldılar ki, “ne yapıyorsunuz yahu” diyenleri vatan haini ilan etme noktasına geldiler. Kendilerine göre böyle bir ortamda “paralel”den ziyade süfyan daha ehven oluverdi birden ki bunlar daha düne kadar paralelin gideceği doğrultuyu çizenin süfyan olduğunu izah etmeye çalışıyorlardı.

“Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz bugünlerde”cümlesinin dayanılmaz hafifliğinde üzerlerinde iğreti duran şereften ve şahsiyetten sıyrılan bu tipler artık Firavun devrilmesin diye Nemrut’a düşman oluyor, Abbasoğullarını Emeviler’e karşı savunmanın yüzlerce faziletini ard arda sıralıyorlardı. Bir de basiretten bahsediyorlar ki sormayın gitsin. Biçare basiret bunların elinden neler çekti. Rusları mı temize çıkarmadı, Pyd yi mi övmedi, sistemi mi onaylamadı nelere alet olmadı ki? O kadar basiret ehliler (!) ki karşılarındaki tiyatronun oyuncularının fanatiği olmayı mektebe hizmet saymaya başladılar. Oysa ortada Nemrut ve Firavun savaşı bile yoktur. Firavun’un Haman’a verdiği görevin icrası vardır ki her durumda da güç sahibi Firavun’dur, ipler onun saltanatını sağlamlaştırmak için atılmıştır meydana. Ama asil görünen soysuzlar, basiret timsali (!) ahmaklar, zalime aşık mazlumlar(!) bunu anlamamakta, “şeriat”ın öcülüğünden bahsederek Ukrayna’lı bir hahamın “ateizmin en ileri boyutu” diye tanımlayarak bunlardan daha basiretli olduğunu ispatladığı “demokrasi”ye övgüler dizmekte ve demokrasiye sahip çıkma adına süfyana kol kanat germektedirler.

Velhasıl dün gece bin aydan daha hayırlı bir gece oldu aslında. Bütün karanlığına rağmen doğacak şafağın müjdesini de taşıyordu. Süfyan’ın kendi durumunu sallantıda görüp oyun tezgahlamak zorunda kalması bile dün gecenin mazlumlar açısından kazanç olmasına yeterliydi. Sağlam olanın tamire ihtiyacı olmadığı için ona kimse müdahale etmezken, bozulan tamir için müdahaleye ihtiyaç duyar. Süfyan’da bu son dönemde habire tuzak kurmaya çalışarak, oyun tezgahlayarak bozulan itibarını tamire çalışmaktadır ki bu durum zifiri karanlığın içinde parlamaya başlayan nurun habercisidir. Yıkılmaya yaklaşan bütün zalimler gibi kibir dağının zirvesinden halka bakan süfyan, aynı halkın desteğini kazanabilmek için alçaldıkça alçalmakta, renkten renge, kılıktan kılığa girmek zorunda kalmaktadır. Bunu izlemenin ise zevkine paha biçilemez.

Aynı zamanda dün gece hakla batılı bir birinden ayıran gece olmuştur. Az da olsa batıla meyli olanları ortaya çıkarmıştır. “Gece mümin yatanların gündüz kafir olarak uyanabileceğini” ispatlamıştır. “İçimizdeki İrlandalı’ları” deşifre etmiş, süfyan sevdalıları ile bizlerin yollarının farklı olduğunu ortaya koymuştur. Her türlü zulme itiraz eden bizler ile zulmün rengine kanıp birini diğerine tercih edenlerin artık renkleri ayrışmıştır. Aliyyen veliyyullah’tan “süfyanın velayetine” devşirilenler sinelerinde gizlediklerini ortaya dökmüştür. Herkes yolunu seçmeye, gerçek İmam’ına tabi olmaya başlamıştır.

O halde biz yine duruşumuzu netleştirelim ki puslu hava dağılsın. Ortada darbe olduğuna inanmıyoruz. Tıpkı paralel dediklerinin kendileriyle aynı doğrultuda hareket edenler olduğuna inandığımız gibi. Düşmanın evlatlarını birbirinden ayırmıyor onları tek bir safın askerleri olarak görüyoruz. Darbeyi(!) yapan ile onu yaptıranın ve onun mağduru(!) olarak piyasada dolaşanın süfyan olduğuna inanıyoruz. Darbeci diye veya darbecilerin eliyle(!) katledilen, işkence gören askerlerimizi, polisimizi, halkımızı sahipleniyor bağrımıza basıyoruz. Onlarla kardeşliğimizi ilan ediyoruz. Süfyanın bindirilmiş kıtalarından beriyiz. Bu halkın herhangi bir evladının )ki bu konuda ne mezhep, ne ırk ne de din ayrımı gözetmiyoruz) kanını dökenlerin süfyanın uşağı olduğunu, ümmetin, insanlığın ve halkımızın asıl düşmanının süfyan ve süfyanı var eden siyonizm ve onu yetiştiren sistem olduğunu beyan ediyoruz…

siyasetmektebi.com

25 yorum

  1. Yeryüzünde Tüm Canlılar Bekler
    Gökyüzünde Melekler Seni Gözler
    Herkes Birtek Emrini Bekler
    Yarabbi Üzme Kullarıni Bekleneni Gönder

    Vaadin Gecikmez Sözüne Sadıksın
    Bütün Kulların Bilir Çünkü Tek Haksın
    Barış Gelsin Zulüm Kalksın
    Yarabbi Üzme Kullarını Bekleneni Gönder

    Kurtla Kuzu Kardeş Olsun
    Oluk Oluk Akan Kan Dursun
    Gözyaşları Sadece Sevinç için Dökülsün
    Yarabbi Üzme Kullarını Bekleneni Gönder

    Beni Ademdir Adımız
    Resül ü Ekremdir Nebimiz
    Kurandır Şifa Kaynağımız
    Yarabbi Üzme Kullarını Bekleneni Gönder

  2. Kardeşim Ben sufyanin kim olduğunu anladım bence de o ama Mehdi nin kim olduğunu anlamadım biraz bilgi verirmisin

  3. 1.Sizce fetönün tutuklanan 166 generale sahip olup darbe yapma ihtimali varmıydı? 2.Resmi rakamlara göre bu 166 generalin emrinde 200.000 asker var ancak darbe yapan sayısı 8000 asker,bu 8000 askerin 1600ü er 1400ü askeri öğrenci ve yani darbeyi yapan ve yöneten sayı 5000 civarı olması mantıklı mı? 3.FETÖnün en çok kadrolaştığı kurumun polis teşkilatı olduğunu ve yaklaşık sayısı 70.000 civarındadır, polisteki fetö unsurları neden darbeye girişmedi?4.Darbeler meşru hükümete karşı yapılır,darbe gecesi meşru hükümetin üyelerine karşı hiçbir girişim yoktu.5.Darbeyi FETÖ yaptı ve en belirgin ispatı Adil Öksüz.Adil Öksüzünde bulunduğu 100 şüpheli sulh ceza hakimliğine gönderildi ve 99 tutuklandı sadece Adil Öksüz serbest bıraktı hakim.Sorun serbest bırakan hakimin fetö üyesi olmasından mı yoksa daha garip işler var mı.6.Adil Öksüz Hava Kuvvetleri imamı ve darbede faal görev alan fetö imamı. Peki bu fetönün kara,deniz,jandarma,sahil güvenlik,polis imamları neden darbeye teşebbüs etmedi teşebbüs ettiğine dair hiçbir iddiname yok.7.Bu site süfyanın vasıflarını açıklarken çok aldatıcı,yalancı ve kandırarak iş görür diyor o halde televizyonda ve gazetelerde yazan resmi söyleme sorgusuz sualsiz destek vermek doğrumudur?8.Fetö kisvesi altında dinin yozlaştırılmaya çalışıldığı,ışide ve diğer terör örgütlerine destek verildiği,imam hatiplerin ve camiler açılıp dinin yaymaya çalıştığı görüntüsü vermeye çalışıyor süfyan.Peki gerçekte olan ne?Fuhşiyat ve zina arttı,kumar arttı,adam öldürme arttı,hırsızlık,uyuşturucu kullanımı arttı,yolsuzluk yüzde 1000 arttı,adalet yerlerde sürünüyor,insanların mallarına el konup yağmalanıyor, insanların evleri yıkıldı korkunç cinayetler işlendi,hakikati bilen,samimi müslüman hocalara engel olunuyor lince maruz kaldı,aklınıza gelen islamın ne kadar haram ve günah saydığı ne varsa son 15 yılda yüzde yüz artmadı mı? Soru şu:Dindar görünümlü bir hükümetin ülkesinde yaşadığımıza eminmiyiz gerçekten?Vee,gerçekten esas amaç fetöyü ve uzantılarını temizlemek adı altında islamiyeti yozlaştırmak mı?Şuan aramızın en iyi olduğumuz devlet İsrail,bizim hükümet İsraille kanlı bıçaklı değilmiydi yoksa buda süfyanın başka oyunumuydu acaba..

    • siyasetmektebi.com

      Yazılarımızı dikkatle okuyup gerçekten anladığınıza emin misiniz? Çünkü bizim başından beri yazdıklarımızı sanki bizim karşı tezimizmiş gibi bize karşı yazmışsınız.

      Bizi anlamanız için fikrimizi şöyle formülize edelim;

      Süfyani>siyonizm>İsrail>büyük şeytan>fetö vs.

      Yani anlayacağınız süfyani bize göre siyonizmin başıdır, fetö vs. onun eline su bile dökemez. Fetö gibileri süfyaninin oyununda sadece figüran olabilirler. Umarız bu sefer bizi anlarsınız…

  4. Bu şahsa neden süfyan diyorsunuz? Söz gelimi mi yoksa, hakikaten süfyan olduğunu düşündüğünüz için mi? Eğer bu şahıs süfyansa bu şahsın süfyan olduğuna dair kuranda, hadislerde ve risaleinur tefsirlerinde yeri neresidir.İddiacı iddia ettiği şeyi ispatla mükelleftir ispat etmenizi istiyorum tşkkürler. .

    • siyasetmektebi.com

      Bakın biz isim belirtmediğimiz halde siz yazdıklarımızdan (ki tümü hadislere ve ayetlere dayanmaktadır) kimi kastettiğimizi anlamışsınız ki bu bile hadislerin kime işaret ettiğine delildir.

      Evet bu şahsın süfyani olduğuna inanıyoruz hatta iman etmiş durumdayız. Ve bu konuda yazdıklarımızın tümü hadislerde beyan edilenlerdir. Mesela “Ve deccal ilahlığını ilan etti” başlıklı yazımızdaki bütün hadisleri Üstad risalelerde nakletmiştir. Ayrıca “Ve cizre altüst edildi” başlıklı yazımız tamamen hadislere dayanmaktadır ki bunlar ehl-i sünnet kaynaklıdır.

      Biz sadece bu hadisleri bugüne bakarak yorumluyor ve tassuptan kaçarak hakikati görmeye çalışıyoruz. Birilerine olan sevgimiz onların yaptıklarını görmemize engel olmuyor.

      Ayrıca artık bilgiye ulaşmak çok kolay. Bize ispat etmemiz gerektiğini söylediğiniz her şeyi internette aratarak bulabilirsiniz. Mesela süfyani ile ilgili hadisler diye yazın ve karşınıza çıkan hadislerdeki eylemi kimin yaptığına bakın. Bu o kadar da zor olmasa gerek.

      Biz sadece bilgiyi bilince çeviriyoruz. Kimsenin bilmediği şeyleri bildiğimizi iddia etmiyoruz. Aksine herkesin aynı bilgiye ulaşabildiğini ama çoğu kişilerin bu bilgiyi bilince dönüştüremediğini savunuyoruz. Ama emin olun ki yazdıklarımızın tümünün kaynağı ayet ve hadislerdir. Allah’a c.c. emanet olun…

      • Kardeşim Allah razı olsun açıklaman için konuya geçmeden şunu söyliyim sitenizin ehli sünnet görüşleride vemenizi çok takdir ettim,burdan şu dersi çıkardım bende ehli sünnet biri olarak şii alimlerin görüşlerini okumuyordum okunması gerektiğini anladım.Şunu sorayım:1.Okuduğum hadisler süfyanın türkiyeden çıkacağını söyleyen hadis bulamadım.2.Süfyanın suriyede ve arabistanda savaşacağı söyleniyor sahih hadislerde. ben bunun emarelerini göremiyorum.3.Süfyanın 4 dönemi olacak ilk döneminde yaptığı iş 300 senede yapılmaz hadisininde uymadığını düşünüyorum.4.Süfyan Horasandan çıkacağı söyleniyor buda uymuyor.5.Süfyanın orduları Mekkede ve diğer müslüman ülkelerle savaşacak hadiside uymuyor.Açıklarsanız kısaca çok sevinirim.Selam ve dua ile..

        • siyasetmektebi.com

          Değerli yorumunuz için Allah c.c. razı olsun.

          Sorularınıza cevap vermeden önce şunu bir kez daha belirtelim ki bizim vahdetten başka bir derdimiz ve mektebimiz yoktur. Hak sözün şii veya sünni olma ihtimaline inanmıyoruz. Hak, şii için de sünni için de geçerli tek doğrudur.

          Sorularınıza gelince özellikle “Ve Cizre Altüst Edildi” başlıklı yazımızı okumanızı tavsiye ederiz ki oradaki hadislerin kaynağı genel olarak sünni kaynaklardır. Süfyani’nin başında bulunacağı ordunun bayrağına kadar tarif edilmiştir ki bu hadisleri eğer araştırırsanız kimi işaret ettiğini anlarsınız. Hele bir de süfyaninin “recep” ayında çıkacağına dair bir hadis vardır ki çok fazla izaha ihtiyaç bırakmamaktadır.

          Hadislerde süfyaninin başa geçeceği ve Mehdi a.s. ile mücadele edeceği topraklar olarak tam da bu topraklar geçmektedir o dönemde Rum diyarı diye bilinmektedir bu topraklar. Süfyani Horasan’dan çıkmayacaktır. Hadisler Horasan tarafından bugünkü Işidvari bir yapının çıkacağını aynı zamanda Horasan’da siyah sarıklıların çıkacağını ve Mehdi a.s. ile hareket edeceklerini beyan etmektedir ve hatta “kar üstünde sürünerek de olsa onlara biat edin” denilmektedir. Yani Horasan tarafları hem Işid ve türevlerinin hem de Mehdi a.s. ordusunun çıkış tarafları olacaktır.

          “Süfyani’nin Suriye’de çatıştığını görmedim” cümleniz henüz onu teşhis edemediğinizi ve Suriye’deki savaşın mahiyetini çözemediğinizi göstermektedir. 6-7 yıl önce Suriye’ye karşı başlatılan vahşi savaşın hangi topraklar kullanılarak ve kimlerin hem maddi hem de manevi desteği ile başladığını araştırırsanız aslında süfyani’yi de teşhis etmiş olursunuz. Hicaz’daki savaşa gelince o Suriye mevzusundan sonra olacak ve Süfyani Hicazdaki krallarla işbirliği yapıp onlara yardım edecektir diye geçiyor hadislerde. bu konuda da geçen yıllarda büyük reklamla tanıtılan sözde “İslam Ordusu”nun hangi ülkelerin işbirliği ile kurulduğuna bakmanız ve hicazdaki gasıp krallıkla ile kimlerin çok yakın temasta olduğunu görmeniz yeterli olacaktır.

          Süfyani’nin ilk döneminde yaptığı işlerin 300 senede yapılamayacak işler olmasına gelince… Eğer tarafsız ve önyargısız olarak son 15 yılı incelerseniz ilk yıllardaki icraatlarla kimlerin kendilerini İslam ülkelerine kurtarıcı gibi tanıttığını, ümmeti uyuttuğunu, bu sırada ümmetin düşmanları ile işbirliğini sürekli geliştirip oluşturdukları bu güven havasından hemen sonra ümmeti çok büyük savaşlara sürüklediğini görebilir ve bu işlerin değil 300 yıl, tarih boyunca gerçekleşememiş işler olduğunu anlayabilirsiniz. Unutmayın ki süfyani bütün peygamberlerin a.s. ümmetlerini uyardığı yegane düşmandır ve en önemli özelliği ise Allah c.c. aldatma “ustası” olmasıdır.

          Süfyaninin ordularının Mekke ve diğer İslam ülkelerinde İmam Mehdi’nin a.s. ordusuyla savaşacağına dair hadis şuan zaten gerçekleşmiş durumdadır ve İslam ülkeleri, kendisini ümmetin kurtarıcısı gibi ilan eden bir ustanın eliyle kardeş kanının döküldüğü beldeler halinde bulunmaktadır. Bunu göremiyor olmanıza biz şaşırıyoruz doğrusu. Mekke’deki savaş ise emin olun ki çok yakında Süfyaninin ve onunla işbirliği yapan hicaz işgalcisi kralların yüzünden başlayacak ama Allah’ın c.c. izniyle Mekke kan dökülmeden işgalden kurtarılacaktır.

          Bütün bu yazdıklarımızı anlayabilmeniz ve ortada duran aleni hakikatleri görebilmeniz için taassuptan ve önyargıdan tamamen arınmış olmanız ve hakkı kişilerle değil, kişileri hakla tartmanız gerekmektedir. İnşaallah faydamız dokunmuştur. Allah c.c. ayaklarımızı sabit kılsın…

  5. Çakma hitler bozuntusunun hitler döneminden kopya çekerek iktidarini pekistirip , kendine muhalif gördüklerini temizlemek icin basvurdugu hilelerden biridir yapilan darbe görüntüsü.

  6. Esselamun aleykum bir sorum olcakti cunkun kafamiz bulandirildi .bu darbeyle ilgili direnis ekseninden gelen aciklamarda bunu amerika ve feto orgutu tarafindan ayarlandigi ve amaci hukumeti devirmek oldugu gibi yazilar cikiyor .bizi biraz daha aydinlatmak istermisiniz ?

    • siyasetmektebi.com

      Aleyküm selam

      Direniş cephesinden gelen bütün mesajlar aslında “kızım sana söylüyorum gelinim sen anla” misali mesajlar. Mesela deniyor ki “biz hiçbir iktidarın darbeyle, dışarıdan müdahaleyle devrilmesini istemiyoruz.” Yani “sizin darbeye olan düşmanlığınızı haklı buluyoruz ama o zaman siz de Suriye’ye olan müdahalenizi sonlandırmalısınız” denmektedir.

      Veya direkt bu söyleniyor ve “Türkiye’deki darbeye karşıyız. Ama Türkiye’de Suriye’deki tutumundan vazgeçmeli” “Türkiyenin meşru hükümetini ancak halk yerinden edebilir, tıpkı Suriye’nin meşru hükümetini ancak halkın yerinden edebileceği gibi” mealli açıklamalar yapılıyor.

      Bunun dışında da zaten İslam inkılabı devlet olması hasebiyle ister istemez diplomatik bir dil kullanmak zorundadır. Öyle ya da böyle “meşru” görünen iktidara karşı yapılan darbeyi kınamak, o iktidarın yanında olduğunu açıklamak zorundadır çünkü iki ülke arasında düşmanlık yoktur, dostluğa dayana anlaşmalar mevcuttur (her ne kadar bu anlaşmaların süfyan açısından farklı sebepleri olsa da)

      Ayrıca direniş ekseni tarafından yapılan her açıklama aslında halka yöneliktir. Halk desteklenmekte, halkın yanında olduğu ısrarla ifade edilmektedir. Halkın hatırına “kızılcık şerbeti” içilmektedir. Halkın kendi iradesine vurgu yapılmaktadır ki bu da doğrudur.

      Bu durum bizim de ısrarla vurguladığımız “bu topraklarda kim silaha başvurursa hatta silahı boşverin kim eline taş alıp sokağa çıkarsa haindir” tezimizle de uyuşmaktadır. Çünkü askerimizde, polisimiz de halkımız da kardeştir. Bunları düşman etmeye yönelik, karşı karşıya getirmeye yönelik her eylem ihanettir. Ve Darbe(!) girişimi de aynı ihanetin sonucudur ki aradan geçen 3-5 günde kimin işine yaradığı, kimin yolunu açtığı ve kimin kendini neredeyse ilah ilan ettiği ortadadır.

      Allah’a c.c. emanet olun…

  7. Son paragraf çok net bir bildiri olmuş. Müslümanın konu hakkındaki duruşunu tam açıklamış. Allah razı olsun.

  8. Pirimugan!!!
    Beni de şikayet etsene Karaktersiz…

    Üstadlarım böyle yawşaklar sizi üzmesin

    Rabbimin emanında olun

    Esselamun aleyküm ve rahmettullah

    • siyasetmektebi.com

      Allah c.c. razı olsun. Bizim üzüldüğümüz bu tipler değil, mevzunun anlaşılamaması ve kardeşin kardeşe düşman kılınması. Halkın evlatlarının birbirinin ipini çekmek için galeyana getirilmesi bizi üzüyor.

      Yoksa Allah c.c. rızası için çıkılan yolda Allah c.c. düşmanlarının tehditlerinden korkmak bu mektebin evlatlarının tıynetinde yoktur…

  9. Darbe destekçisi fitneciler, harici münafıklar. Web siteniz siber@egm.gov.tr,
    siber.onleme.arastirma@egm.gov.tr adreslerine bildirildi. Yazılarınızı bir an önce rulo yapıp kaybedin !!!

    • siyasetmektebi.com

      Okuma özürlü olunca ve kiralık akıl ile kiralık yaşam sürdürünce bu tür mesaj ve yorumlar normal tabi. Yazılarımızda darbeyi savunmadığımız gibi darbeyi bahane edenleri de savunmuyoruz. Darbe(!) den darbe yiyen halkımızı, polisimizi, askerimizi mazlum görüyor, sahipleniyor, darbeyi(!), yaptıranları ve kullananları lanetliyoruz.

      Biz güce tapmıyor, gücün gerçek sahibi Rabbimize (c.c.) sığınıyoruz. Sizin gibilerin tuzaklarını başlarına geçirecek olan O’dur (c.c.) çünkü. Tehditlerinize cevabı Rabbimizin ayeti ile veriyoruz “Onlar, kendilerine insanlar: “Size karşı insanlar topla(n)dılar, artık onlardan korkun” dedikleri halde imanları artanlar ve: “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir” diyenlerdir.”(Al-i İmran 173)

    • Muhammed mustafa

      ehlibeyt aşıkları bu tehdit-korku teröristlerinden korkmaz.
      Atamız ehlibeytten atası yezit olanlara:‏‏‏‏
      ‏‏‏‏فوالله لا تمحو ذكرنا، ولا تميت وحينا

  10. Bu gidiş nereye

    Ellerinize sağlık mükemmel yine her zamanki gibi duygu ve düşüncelerimizle birlikte hakikate de ışık tutan bir yazı olmuş.

    • siyasetmektebi.com

      Allah c.c. razı olsun. Elimizden sadece bu kadarı geliyor ne yazık ki…

      • Süfyanın kim olduğunu anladım iman ettim Mehdiyi anlamadım biraz bilgi verirmisin kardeşim

        • siyasetmektebi.com

          İmam Mehdi’nin kim olduğuna dair, neler yapacağına, nerede kıyam edeceğine ve hatta kaç yıl hükmedeceğine dair çok fazla hadis var. Bunları incelerseniz ve varsa önyargılarınızdan kurtulursanız cevap kendiliğinden ortaya çıkacaktır.

          Biz isim verme derdinde değiliz. Sadece eylemleri yazıp bu eylemlerin kimlere ait olduğunu ve kimleri tanımladığını belirtiyoruz ve sizin gibi okurlarımız yazdıklarımıza bakıp kendilerince isimlerle eşleştiriyorlar. Sizin süfyani için yaptığınız gibi.

          İmam Mehdi için de aynı şeyi yapacağız. Sadece 2 soru soracağız. 1.si İmam Mehdi a.s. geldiğinde ne yapacaktır? Daha doğrusu İmam Mehdi’nin hadislerde belirtilen icraatlerini gerçekleştirmek için öncelikle neye ihtiyacı vardır? İslam devleti kurmayacak mıdır? Yani Resulullah’ın s.a.a. kurduğu İslam Devletinden sonraki öz Muhammedi İslam Devleti İmam Mehdi a.s. aracılığı ve önderliğiyle kurulmayacak mıdır? O halde varsa böyle bir İslam devleti (ki bize göre var) kurucusu kimdir?

          2.si birçok hadiste İmam Mehdi’den a.s. önceki tüm kıyamların başarısız olacağı ve batıl olacağı belirtilmiştir. Öyleyse başarılı olacak olan ve Öz Muhammedi İslam’ı yeryüzünde hakim kılacak olan kıyam İmam Mehdi’nin a.s. kıyamı olacaktır demektir. Peki böyle bir kıyam yakın zamanda gerçekleşmiş midir?

          Bu sorulara cevap bulursanız İmam Mehdi ile ilgili sorularınızın birçoğu cevaplanmış olacaktır ki hadislerde kıyam yerinden tutun da lakaplarına kadar kim olacağı beyan edilmiştir İmam Mehdi’nin. Ama şimdilik düşmanı teşhis etmiş olmanız bile çok büyük bir aşamadır ve gerçekten çok değerlidir…

          • Allah razı olsun kardeşim bu arada sabrımızda tükeniyor bu süfyanın ADALETSİZLİKLERİNE YOLSUZLUKLARINA MİLLETİ KANDIRIŞINA VE BUNLARI İSLAMİYETİ KULLANIP YAPIŞINA Allah bizi doğru yola iletsin

          • siyasetmektebi.com

            Amin…

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.

 
Scroll To Top