Çarşamba , 20 Eylül 2017
Son Yazılar

Buradasınız: Anasayfa / Gündem Analiz / HAYIR DOLU ŞER…

HAYIR DOLU ŞER…

Büyük şeytanın başındaki sarı öküz ile Suud bunağının başrolünü oynadığı “küresel” nifak oyunun ilk perdesini Katar sahnesinde izlerken bugün aniden İslam İnkılabının sembolik mekanlarına kuduz it sürüsünün saldırdığı haberini aldık. Siyanür haplarına kadar ince düşünülmüş bu saldırılar ahir zamanının aslını kavramamış olan dostta endişeye düşmanda ise sevince neden oldu ve topyekün bir heyecan sardı etrafımızı. Neler olup bittiği henüz netleşmemiş olduğundan erken sevinçler ve erken hayal kırıklıkları kapladı alemi. Düşman, mutlu mesut yorumlarken saldırıları, dost kederlenmenin eşiğine geldi yine.

Oysa biz Hz. Zeyneb’in s.a. Yezid’e l.a. hem de kendi sarayında dediği gibi “Biz Allah’tan c.c. hayırdan başka bir şey görmedik.” Mutlak hayr olan Allah’ın c.c. “kendi yolunda kurşunla kenetlenmiş bir bina gibi saf tutan” kullarının üzerine şer göndermesi zaten muhaldir. Şer, Allah’tan c.c. gelmeyeceği için Allah c.c. dostlarının dünyasında barınabilecek bir yapıya da sahip değildir aslında. O dünya, hayrın hakimiyetinde olan bir dünyadır çünkü ve hayrın boşluğunda neşv-u nema bulan şerrin oraya girişi de imkansızdır.

Öyleyse bu yaşananlar nedir? Size açık bir müjde verelim ki bu yaşananlar beklenen kurtuluşun birebir ayak sesleridir. Her doğum sancılıdır. Her doğum acı barındırır içinde. Hangi gün gece olmadan gelir? Hangi derman dertsiz kıymetlidir? Kışın varlığı değerli kılmaz mı baharı ve yağan karlar ile sulanmaz mı yaz ayları? Kerbelasız yıkılır mı Yezid sarayları? “Ah” eylemeden mazlumun kurulur mu Allah c.c. ile bağları?

Yani şunu demeye çalışıyoruz; ne mutlu bize ki 38 yıldır “küresel” zulmün hedefinde olan Mehdi İnkılabımız var ve yine ne mutlu bizlere ki bu “küresel” zulüm artık son bir karar alma aşamasına geçmek zorunda kalmıştır bugünlerde. Ya nurun yayılmasına sessiz kalıp ellerindeki son karanlık noktaları kaybedeceklerdir ya da bütün güçleri ile o nuru söndürmeye çalışacaklardır. Ama heyhat ki heyhat! “Kafirler istemese de Allah c.c. nurunu tamamlayacaktır.”

İşte bugün yaşadıklarımız o nurun meydana inişinin başlangıcı olacaktır inşaallah. Bu iniş öncekiler gibi olmayacaktır. Zaten meydanda olan nur parçalarının varlığına güç katacak şekilde tesirli ve etkili olacaktır. Batılın onca fitnesinin, propagandasının içinden hak, bütün “çeneleri kırarak” çıkıp gelecektir. Küfrün bütününün lebbeyk dediği süfyaninin hevesini kursağında bırakacak olan “imanın bütününün” bir tek işaretiyle başlayacaktır artık hesaplaşma ve “mazlumun intikam aldığı gün zalimin zulmettiği günden daha şiddetli olacaktır” Allah’ın c.c. izniyle.

Bir aşura öncesindeki bir ramazanda duymayı beklediğimiz sesleri “işid”meye başladığımız bugünlerde bu yüzden yüreğimiz çoşmuş durumdadır. Asırların birikmiş öfkesi sinelerimize artık sığmamaktadır. Bir kıvılcım bekleyen cehennem alevleri gibiyiz, salmak için zulmün üstüne narımızı, çoktan kuşanmışız sabrımızı. Ki o bizim boyunlarımızı eğdirmedi hiçbir zaman, onunla dik durdu imanımız. Ve artık “yakın olan sabah”ın ışıkları belirdi. “Bizimle alay edenlerle alay edeceğimiz gün” gelip çattı. Hak olan vaadin tezahürleri göründü. Devir, sahiplerinin kucağına dönmek için koşmaya başladı, dünya yüzünü nura çevirip geceden arındı.

Anlayacağınız biz bütün bu yaşananlardan ümit devşiriyoruz. Her çekilen acının nimet olduğu günlerde bulunduğumuzu düşünüyoruz. Bu saldırıların faili meşhur zaten. Bunları analiz etmeye dahi gerek duymuyoruz. Ama bu saldırıların mazlumların kurtuluşunu hızlandırdığını düşünüyoruz. Eceli gelen itlerin saldırdığı caminin cemaati olarak diyoruz ki “Ey zalimler! Haddiniz varsa ilişin. Biz ölümü şehadetin pak suyuyla yıkadık, arındırdık bütün zilletten onu. Zafer taşır her damla kanımız ve sizler vurdukça bizi o zafer yayılır yeryüzünün damarlarına. Çünkü biz iman etmişiz ki ‘onca şehitlerin omuzlarında bir sabah gelecek kardan aydınlık.’ Bu çabalarınız boşa. Güneşiniz batıdan doğdu, doğudan batıdan batacak artık. Azrailinize saldırmanız uzatmayacak ömrünüzü. Beyhude ümitlerin bataklığında vereceksiniz son nefesinizi…”

siyasetmektebi..com

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.

 
Scroll To Top